Fantastik kurgu eserleri çok seviyorum. Orta Dünya temasını daha da çok seviyorum.
En öncelikle çevirmen Regaip Minareci’nin hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Çeviri, tam anlamıyla tertemiz olmuş. Yağ gibi akıyor kitap. Bu çevirmenin büyük başarısıdır. Çevirinin kitabın başından sonuna kadar düzenli olduğunu, soru işaretleri bırakmadığını kitabı okuyunca anlayacaksınız. "Burada ne demek istedi?” diye düşünmeyeceksiniz. Regaip Minareci'nin emeğine, kalemine, bilgisine ve aklına sağlık.
Pegasus Yayıncılık'a bu seriyi fantastik edebiyatı seven Türk okuyuculara sunduğu için çok teşekkür ediyorum. (Serilerin kapak tasarımınlarını sevmesem de. Bir de mümkünse dev bir evren haritası hazırlamaları çok güzel olur.)
Geleyim kitabın içeriğine.
Serinin 3.kitabı toplamda 10 bölümden oluşuyor. Önceki iki kitapta olduğu gibi bölümlerin birer başlığı yok. Bunun nedeni bölümlerin bölümlerin spesifik bir konuya yönelmemesi olduğunu düşünüyorum. Zira önceki iki kitapta neredeyse her bölümde evrendeki farklı bir hikayeye tanık olmuştuk. Bu kitap daha en başınan Ithlinne Kehaneti’ni (Aen Ithlinnespeath, Ithlinne Aegli aep Aevenien’in kehaneti) bize aktararak serinin temasını ve olayların hangi konuda birleşeceğini bize gösteriyor. Küçücük bir spoiler verecek olsam da aslında malumun ilanından öteye geçemeyecek. Bu nedenle paylaşmakta bir beis görmüyorum. Ciri’nin bu kitap özelinde ana konu olması Ithlinne Kehaneti ile doğrudan alakalı. Ciri’nin önemini ve “iyiler” tarafından neden korunması gerektiğini, Kuzeyin Dört Krallığının (Temerya, Redenya, Kaedwen, Aedirn) ve Güneyden gelen “işgalci" Nilfgard’ın amacını, Ciri üzerinden yaptıkları planları net bir şekilde görebiliyoruz.
Rivyalı Geralt’ın kaderinin birleştiği Elf Kanından Olma Zirael (Ciri)’nin önemini, aksiyonun nispeten az ama