!!!SPOİLER İÇERİR !!!
8/10
·136 syf.··
2026 43. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 11:28
“BEN BİR İNSAN YEDİM. BU BİR SUÇ MUDUR?” Offf.. offf... İtiraf etmeliyim ki, uzun zamandır beni bu kadar derinden sarsan, kelimenin tam anlamıyla "içime işleyen" bir kitap okumamıştım. Kitabı bitirir bitirmez henüz duygularım da tazeyken yazmak istedim.... • İlk sayfayı açıp o şoke edici alıntıyla karşılaştığım an, karşımda katman katman açılacak, psikolojik derinliği muazzam bir eserin durduğunu anladım. Normalde yamyamlık temalı, vahşet dozu yüksek anlatılara bayılan, bu tarz hikayelerden beslenen biri değilimdir. Ancak Choi Jin-young Açlık romanını elime aldığımda, içimde çok tuhaf bir şey oldu. İlk şoku atlattıktan hemen sonra, yazarın amacının midemi bulandırmak değil, ruhumu sarsmak olduğunu hissettim. Karşımdaki bir canavarlık hikayesi değil, bir çaresizlik ve sıra dışı bir yas psikolojisiydi. • Öncelikle Kitaptaki Simgeler Ne Anlama Geliyor? Bunu özellikle yazmak istedim çünkü kafa karışıklığı olmaması için önemli olduğunu düşünüyorum. Romanı okurken sayfaların başında süngüler var. Yazar Choi Jin-young, iki farklı karakterin sesini ve ruh halini bize bu sembollerle fısıldıyor. Eğer okurken anlatıcıları karıştırıyorsanız, bu küçük rehber işinizi çok kolaylaştıracak: ( Ben biraz karıştırmış olabilirim.) İçi Boş Yuvarlak (Gu’nun Sesi): Bu bölümlerde Gu konuşuyor (erkek karakter) İçi boş yuvarlak; Gu’nun artık bu dünyada olmayışını, geride bıraktığı o koca boşluğu o "eksik" ruhu temsil ediyor. İçi Dolu Yuvarlak (Dam’ın Sesi): (kadın ) Bu bölümlerde ise Dam konuşuyor. İçi dolu yuvarlak; Dam’ın hayatta oluşunu, yaşayan bir beden olarak taşıdığı o ağır, kapkara yası ve sevgilisini içine alarak kendi dünyasını onunla nasıl "doldurduğunu" simgeliyor. • Gu ve Dam, aileleri tarafından terk edilmiş, dünyanın ortasında yapayalnız ve savunmasız bırakılmış iki çocuk.
1000Kitap
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026389 okunma
9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 00:00
Çiçek SenfonisiÖzdemir Asaf ’ın okuduğum son kitabı . Asaf öyle biri ki; kelimeyi koyuyor, bir bakıyorsun kalbinin ucuna dokunmuş. Bazı şiirler tokat gibi çarpıyor yüzüne, böyle durup ‘Eveeeet işte tam bu, bu yüzden seviyorum seni !’ diyorsun. Bazılarıysa sakin sakin akıyor ama o akış bile kaliteli, o bile özel. Sanki çiçeklerden değil de çiçeğin içindeki sessizlikten bahsediyor. Çok tatlı bir dinginlik var kitabın genelinde… okurken bir an ‘yaaa offff bunu nasıl böyle sade yazarsın’ diye tepki veriyorsun, sonra bir mısra geliyor kalbine oturuyor. Çiçek Senfonisi tam bir “okurken içinden tepki verdiren” kitap; bir bakıyorum ‘yaa evet evet tam da böyle hissediyorum’, bir bakıyorum ‘off beeee, adam yine yaptı yapacağını’ modundayım. Her şiir başyapıt değil; ama Özdemir Asaf ’ın dokunduğu her satır zaten değerli. Hızlı okuyup geçmelik değil; sindire sindire, hissederek, kelimelerin ağırlığını duyarak okunacak türden. Hani böyle bir olgunluk olur da insanı yorarak değil, sakinleştirerek etkiler… tam o tarz. Edebi yönüne kendi düşüncelerim çerçevesinde değinecek olursam , Özdemir Asaf dili, Türk şiirinde neredeyse matematiksel bir sadeliğe sahip. Eserlerinin tamamı, Türk şiirinde neredeyse kimsenin kuramadığı bir dengeyi kuruyor fikrimce ; kısa ama derin, sade ama yoğun, yalın ama çok katmanlı. Onu diğer şairlerden ayıran en belirgin özellik, kelimeyi azaltarak anlamı çoğaltması. Asaf’ın şiirlerinde her dize, söylemediğini söyleyen bir nefes , boşluklar bile anlamın parçası hâline geliyor. Bu nedenle onun politikası, yalnızca yazdığında değil, sustuğu yerlerde de okunur. Ayrıca eserlerinin bütününde bir minimalist lirizm hâkim. Henüz tanışmayanların geciktirmeden sesine kulak vermesi, tanıyanların ise bu yolculuğu sürdürmesi gereken bir şair. ( Birkaç şiir zirve, birkaçında ritim düşüyor ama
Duygu ve Düşünce
Çiçek SenfonisiÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 20229,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2025 21. kitabı
Üffff yine beynimi yaktın be kadınnn. Asena’m yazıyorsun beee yazıyorsun. Ilk kitaba aşık olmuştum, ikinci ile evlenmek istiyorum. Bu seriyi okumayan o kadar çok şey kaçırıyor ki, kesinlikle bir kitaptan çok çok daha fazlası. Yazarın kafasının içine girmek ve orda yaşamak istiyorum beni o dereceye getirdi artık yaa. Bu nasıl bir zekadır arkadaş, bu nasıl bir olay işleyişi, bilgi aktarımı. Bakın bilgi aktarımı diyorum çünkü ansiklopedi sanki. O kadar detaylı bir bilgi dağılımı var ki bu kitabı yazmak için neler araştırdığını düşünemiyorum resmen. Asena Nişikli bu konu da en iyi bak en iyi yazan çok zeki bir yazar. Hele o son ne ne yaptın yaa? Sen beni mahvettin. Ilk kitapta böyle havada kalan çocukluk kısımları bu kitapta daha detaylı idi. Kitabı ayracında ikisinin stranç masası etrafında olduğu resime bakıp bakıp okudum(yaaa ikisine de ayrı aşığımm) Her detayı ile resmen okumadım da izledim öyle bir duygu geçişi vardı, aşkı nefreti her detayı iliğime kadar hissettim resmen. Romantik kısımları özellikle o kadar sevdim ki onları o kaçıılma sonrası böyle okumak çok ama çok iyi hissettirdi. Hele ki Hektor’un en merak ettiğim gerçekleri ortaya çıkması ayyy resmen eridim yaaa ben iptall. Her şey güzel ama işte peşimizdeki o psikopatın yaptıkları ve asla tahmin edemediğim biri çıkması( hiç aklıma gelmezdi) Her detayı ile o kadar şahane bir kitap okudum ki ama son beni mahvetti,kahretti. Ahh Asena yaa hiç mi acımadın bize yaa? Allahım mahvodum ben o kadar etkilendim ki, ikinci kitap beni aldı duvardan duvara vurdu elimi ayağımı kırdı bak o derece artık üçüncü kitapta neler olur hiç bilmiyorum, sanırım ruhumu teslim ederim.
Persona 2: AydınlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2025173 okunma
10/10
·480 syf.··
2025 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2025 02:45
Selamlarrrr Hani kitabın kapağını kapattığınızda "waow" dediğiniz kitaplar olur ya ben bunu tüm kitap boyunca yaşadım. Yazarın zekâsı, oluşturduğu kurgu, sanat eserleri hakkında verdiği bilgiler enfestiiii. Bakın ben polisiye çok okuyan biri değilim ama mest oldum arkadaşlar. Offf çok iyiydi beee Şimdi gelelim kitabımızın konusuna; ( baştan belirteyim aklınızı bulandırabilirim zira kitabımız gizem üstüne gizem içeriyor hazır olun beyinlerinizi yakmayaaa ) Feray sanata düşkünlüğü ile bilinen özellikle resime aşık bir psikoloji öğrencisidir. Kitapta gördüğümüz Feray çok zeki, araştırmacı ruhu olan ama olabildiğince herkesten kendini soyutlamış bir karakter. Çalıştığı sanat galerisinin sahibi bir gece ona galeriye gelmesini istediği bir mesaj atar ve kızımız soluğu galeride alır. Fakat bir gariplik vardır ne midir bu gariplik? Galerinin sahibi olan kadının cesedi yerdedir ve yanında bir yıldız origamisi vardır. Bu origami Feray' ı geçmişe yedi yaşındayken kaçırılıp cebinde minik yıldız origamileri bulduğu zamana götürür. Ve bu cinayetin işlenme sebebi ona ulaşmaktır. O gece cinayetin ardından sergiye çıkarılacak sanat eserlerinden çok önemli ikisinin de kaybolduğu anlaşılır. Tam biz bunlarla cebelleşirken bir anda hayatımıza bir yabancı girer. İsminin Hektor olduğunu belirtse de hiç kimse gerçek ismini bilmemektedir. Aslına bakarsanız Hektor' a dair hiçbir şey bilmiyoruz desek yeridir. Mesleği, yaşı, soyadı, ailesi ve bu cinayetin tam olarak neresinde olduğu? (Ama var ya adam mis gizemli, zeki, hazır cevap tiplerden hoşlanıyorsanız bayılırsınız ) Feray' ı geçmişten tanıyan Hektor, bu cinayet olayında beraber hareket etmeyi teklif eder ve macera başlar.( Ulan bir ara dedim tüm dümeni kuran Hektor olabilir mi? Şimdilik öyle birşey yok silin kafanızdan bunu ) Kaybolan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024439 okunma
Benim başım eğilmedi benim başımm KOPTUUU
8/10
·535 syf.··
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2025 00:00
Kadın karakteri erkek kadarterden daha çook sevdiğim ilk kitap olabilir. Bu sefer sayfa sayısının fazlalığı rahatsız etti. Bazı yerlerde kaç sayfa kaldı diye okudum. Jules zor bi ergenlik geçirmiş. Ama söylenenlere aldırmadan yaşamaya çalışmış. Josh da Ava'dan sonra zor şeyler yaşadı. Onun için de çok üzüldüm. Kitabın yarısına kadar birbirlerine olan nefreti okudum. Sonrasında yavaş yavaş fiziksel bir şeyler olmaya başladı(Smut sahneler off offf). Nefret hep vardı. Arasına tam hoşlantı da katılıyo dediğim yerde Josh Josh benim başım eğilmedi benim başım koptuu koptuuu. Tamam zor şeyler yaşadı ama Jules de kolay şeyler yaşamadı. Ayrılık gerçek bi ayrılıktı. Kalbim felaket parçalandı beee. Biriktirdirdiği kırgınlığın hepsini Julesi (ben olsam affedemeyeceğim) aynı yerden vurarak çıkardı resmen. Sayfa sayısı bu kadar fazlayken ayrılık bu kadar kısa sürmemeliydi. Bence affedilmesi bi anda oldu bittiye geldi. Barıştıktan sonraki hallerini çoook sevdimm. Josh'un onu gerçekten sevdiğine de inandım(ama hala ona sinirliyim yaa çok çabuk unutuldu yaptığı) ayrışdıklarında değil de mutlu olduklarında ağladım çünkü ikisi de bu kadar sıkıntıdan sonra mutlu olmalıydı.Serinin en çok güldüğüm kitabı da bu sanırım. Didişmeleri kitap sonuna kadar devam etti. Benim favım hala Alex. Özellikle bu kitaptaki Alex >>>>> Bu kitap benim için serinin 4.sü olacak sanırım.
Duygu ve Düşünce
Çarpık NefretAna Huang · Martı Yayınları · 20232,476 okunma