Falanca budalaymış, filanca aşağılıkmış, bilmem kim hırsızmış, bilmem kim gülünçmüş. Bu tüpedüz insanları arkasından vurmak. Bütün bunlar söylenirken birilerine sanki bakışlarıyla, "hele sen de bir dışarı çık, senin hakkında da neler söyleyeceğiz, görürsün!.." diyorlar. Mademki böyle, niçin buluşuyorlar? Bir temiz gülüş yok, Candan bir sevgi yok. İsim için, şöhret için birbirlerine gidiyorlar. Böbürlene böbürlene, " falanca bana geldi, filanca'yı gördüm..." Diyorlar. Ne biçim hayat bu? İstemem, eksik olsun. benim oradan alacağım bir şey yok.
Sayfa 215 - Türkiye iş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
Ölü değil mi adamlar? Oturdukları yerde uyumuyorlar mı? Ben yatakta yatıyorum, kafamı delbeleler ve aslalarla doldurmuyorum diye kabahatli mi oluyorum?
Sayfa 214 - Türkiye iş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
En çok koptuğu şey hayaldi. Bu iki yüzlü yol arkadaşı, bir bakıma dost, bir bakıma düşman; inanmadığın zaman dost, tatlı akışına kapılıp gittiğin zaman düşman.
Sayfa 198 - Türkiye iş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
Onun istediği, hayatı basit görmek ve olduğu gibi anlamaktı. Hayat sorunlarını çöze çöze zorluklarını daha iyi takdir ediyor ve yolunun yanlış yönde gittiğini görüp de doğru yolunu bulunca içinden bununla sevinir ve mutlu oluyordu.
Sayfa 198 - Türkiye iş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu