Ömer Faruk KOPARAN

Ömer Faruk KOPARAN
@ofkkn
Benim suçum, onların insafsızlığından doğmuştur; bir suç ki, onurları bağışlamayacak ve düşmanlığını durmadan beslemeye, ateşlendirmeye çalışacakları halk, en az kendileri denli düşman kalacaktır. Yeryüzünde benim için her şey bitti. Artık bana burada ne iyilik edebilirler, ne de kötülük. Bu dünyada umacağım ya da korkacağım şey kalmadı; uçurumun dibinde rahatım; mutsuz bir ölümlü ve Tanrı'nın kendisi gibi duygusuz.
Sayfa 16 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uzun zaman boşuna var gücümle çırpındım. Becerikli, ikiyüzlü, usta ve önlemli olmadığım gibi, açık sözlü, sabırsız ve çabuk kızar bir kişi olduğum için çırpındıkça daldım ve düşmanlarıma, bana yeni yeni kötülükler etme konusunda, asla savsaklamadıkları fırsatlar verdim. Sonunda, çabamın yararsızlığını, boşuna üzüldüğümü görüp, geri kalan tek karara vardım ki, o da yazgıya başkaldırmadan boyun eğmekti. Acı ve boşuna bir karşı koymanın yorgunluğuyla uzlaşamayan o her şeye katlanılanın verdiği dinginlikle derdimi unutabildim.
Sayfa 11 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Kontrolü ele almak gerek.
"Kontrolü ele almak gerek," diyordu Lucie. Bu dert onu ağır ağır kemiriyor, biliyorum. Kendini tutmaya çalışıyor; avunmayı da, derdinin içine gömülmeyi de beceremiyor bu yüzden. Arada bir düşünüyor derdini, onu şöyle bir yoklayıp geçiyor. Özellikle insanların arasındayken yapıyor bunu çünkü başkaları onu avutuyor onunla öğüt verir gibi, soğukkanlılıkla konuşmaları acılarını biraz hafifletiyor. Ama bir odada yalnız kalınca, düşüncelerini kovmak için homurdanıp durduğunu işitiyorum. Fakat bütün gün suratı asıktır; hemen yorulup somurtur. Elini boğazına götürerek, "Düğümlenip kalıyor burada, geçmiyor," der. Bir cimri gibi acı çekiyor. Zevkleri konusunda da cimri olmalı. Bu yeknesak sıkıntıdan, şarkıyı keser kesmez başlayan bu homurdanmalardan sıyrılmayı, doğru dürüst bir acı çektikten sonra umutsuzluk içine gömülmeyi hiç istemez mi bu kadın? Sanmam, elinden gelmez bu. Kördüğüm olmuş artık.
Sayfa 27 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Dürüstçe ölmek istiyorum!
Ağlıyordu. Kendine acıdığını görüyordum açıkça. Ölümü düşünmüyordu. Bir saniye, yalnızca bir saniyecik ben de kendime ağlamayı düşündüm, kendime acıyarak ağlamayı. Ama tam tersi oldu, ufaklığa şöyle bir göz attım, sarsılan zayıf omuzlarını gördüm ve insanlıktan uzak buldum kendimi. Ben ne başkalarına acıyabilirdim ne de kendime, "Dürüstçe ölmek istiyorum," dedim. Tom kalkmıştı, yuvarlak deliğin tam altına gitti ve gün ışığını gözlemeye koyuldu. Benimse aklım bir şeye gelip takılmıştı: Dürüstçe ölmek istiyordum ve bundan başka bir şey düşünmüyordum. Ama her şeyin üstünde, doktorun bize saati söylediğinden bu yana, zamanın kayıp gittiğini, damla damla aktığını hissediyordum. Tom un sesini duyduğumda hava hala karanlıktı. "Duyuyor musun?" "Evet." Herifler avluda ölüyorlardı. "İşimizi bitirmeye mi geldiler yoksa? Karanlıkta ateş edemezler ki!" Bir süre sonra hiçbir şey duymadık. Tom'a "İşte gün doğdu" dedim. Pedro esneyerek ayağa kalktı, gidip lambayı söndürdü. "Amma ayaz" dedi. Mahzen kül rengi olmuştu. Uzaklardan tüfek sesleri işittik. "Başlıyor," dedim Tom'a "Yapsalar yapsalar bu işi arkadaki avluda yaparlar."
Sayfa 31 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ölüme mahkum edildiniz.
Bir komutan içeri girdi. Elinde bir yığın kağıt vardı. Gardiyana seslendi: "Nedir onların adları? şu üçünün?" "Steinbock, Ibbieta, Mirbal," dedi gardiyan. Komutan kelebekgözlüğünü taktı, elindeki listeye baktı: "Steinbock... Steinbock... İşte. Ölüme mahkum edildiniz. Yarın sabah kurşuna dizileceksiniz." Yine baktı, "Öteki ikisi de aynı ," dedi. "Olamaz" dedi Juan "Ben değilim." "Sizin adınız nedir?" "Juan Mirbal" dedi. "İyi ya adınız işte burada, "dedi komutan. "Ölüme mahkum edildiniz."
Sayfa 17 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı