Kâmil

Kâmil
@ofluoglu
Sabır En Büyük Erdemdir... Kimseyi sevmek zorunda değilsiniz. Ama yaşama hakkına saygı göstermelisiniz... Saygı gösterin ki saygı görebilesiniz...
Trafikte en kızdığım hareketlerin başında sinyal vermeden şerit değiştirmek gelir... Niçin kızdığımı anlatayım... Birgün (Yaklaşık 20 yıl kadar önce) Antalya'dan Seydişehir'e doğru Torosları tırmanıyorum. İki şerit tırmananlara bir şerit inenlere tahsisli. Altımda 2000 motor bir araba varki önüme geleni solluyorum. Hava karardı farlar yanıyor. Önüme iki tane arka arkaya giden özel otomobil çıktı. Geçmeye karar verdim. Karşıdan da iki tane araba geliyor. İki şerit bizim istikamete tahsisli olduğu için sol şeride geçtim ve gaza yüklendim. Sinyal vermeden çıkmıştım. Hayatımın en büyük hatasını yapmışım meğerse karşıdan gelen araçlardan bir tanesi de sollamış ama o da sinyal vermeden çıktığı için fark etmemişim. Allahtan solladığım iki aracın arasında girebileceğim kadar bir boşluk varmış... Öyle bir fren yaptım ki arka koltukta uyuyan oğlum önce ön koltukların arkalığına çarptı oradan da koltukların arasına düşüp ağlamaya başladı. Hanım önde oğlan arkada ağlar. Ben iki aracın arasından sıyrılıp kornaların eskortluğunda!!!!(: Yola devam ettim. Ogün yapılan tek hata her ikimizin de sinyal vermeden şerit değiştirmesiydi. Bu olayı tanıdığım herkese anlatır sinyalin öneminden bahsederim. 1000 Kitap'ta benim tanıdığım yakın bir çevre gibi oldu. Bilgi paylaştıkça artar diyerek, belki bir farkındalık oluşturabilirim diyerek ve İnşallah bir hayat kurtarabilirim diyerek paylaşıyorum. Kazasız belasız günler dileğiyle...
Kâmil
Bu ülkeyi yaşanılır bir hale getirmek bilinçli insanların elinde diye düşünüyorum. O yüzden bıkmadan usanmadan doğru yapmaya devam edeceğiz. Eğer bir kişiyi bile etkileyip yanımıza çekebilirsek yaşanılır dünyaya bir adım daha yaklasacağız.
Reklam
Bir kerahat vakti dayanamayıp uyumuşumda rüyamda korkunç yılanlar görmüşüm gibi baktım kadına. Başımda bir ağrı. Etini gösteriyordu kadın. Tırnakları ojeli. Yüzü makyajlı. Modern. Zavallı. Aciz. Kimsesiz. Rüyasız. Devletsiz. Rüyasız. Devletsiz. Etini gösteren modern kadın bu asrın kölesidir. Kölenin kölesi olunur mu? Kadına haysiyeti ve hürriyeti ancak İslam veriyor. Modern dünya aşağılık ve köle olarak kullanıyor kadını. Ne yazık ki kadınların çoğu modern dünyanın sunduğu imkanları 'özgürlük' sanıyor. Ya Rabbi, tarihte hiçbir Firavun kölesini bu şekilde kandırmamıştır.
Sayfa 280·Kitabı okudu
Edebiyat
Kâmil
Bu bir çıkmaz yol... Bir ironi... Kadını köle yapan öyle güzel gösteriyor ki köleliği kadın büyülenmiş gibi peşinden gidiyor. Köle olduğunu anladığında ise iş işten çoktan geçmiş oluyor. Diğer kadınları uyarmaya kalkınca da gülüp geçiyorlar. Yaşlılar nasihat edecek, gençler ders alacak. Köleliği cazip gösterenler işte burada bel altına vuruyor ve büyüklerin saygınlığını yok edecek yayınlarla onların nasihatlerinin değerini yok ediyor. Bu ironi de böyle devam edip gidiyor.
İşte size (bilmeyenler için)1 Nisan şakasının tarihçesi: 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya daki Endülüs üslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil; Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler. Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz... dediklerinde Haçlı ordusu komutanı Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur diye cevap verir ve BÜTÜN MÜSLÜMANLAR ORADA ŞEHİT EDİLİR. İşte o gün bugündür 1 Nisan Hristiyanlar arasında Hile Günü olarak kutlanmaktadır. Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır. Nereden geldiğini bilelim. Bilelim de ona göre kutlayalım..
Kâmil
Bizler... Evet bilgisiz yaşıyoruz... Bilgisiz yaşıyoruz ama bunun sebebi dış mihraklar değil içimizdeki hainler... Milli Eğitim Sistemi kimlerin elinde bilmiyoruz. Dostumuz düşmanımız belli değil. Mesela coğrafya atlaslarında geçen ülke isimleri... Macaristan, Yunanistan... sadece bu ikisi bile insanı düşündürmeye yetiyor. Birisi bize gönülden bağlı öteki ezelden düşman... Biz bizi seveni dışlayıp "Hayır sen Hun soyundan değilsin Macar'sın" diyoruz. Düşmanımıza ise "Bütün dünya sana haksızlık ediyor, sen Grek değil İonların soyundan gelen Yunan'sın" diyoruz. İonların Anadolu'da yaşadığını da unutmayın. Bunun gibi bir çok detayı belki sizde fark etmişsinizdir. Tek çaremiz okumak... Seviye... yetmez ama evet seviyesi... Ne yapalım biz buyuz görmezden gelecek değiliz. Milletimi seviyor ve onu eksikleriyle kabul ediyorum.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın gençler arasında yaptığı araştırmaya göre; son bir ay içinde kitap okuma oranları şöyledir: % 61 hiç kitap okumamıştır, % 13.4 bir kitap okumuştur. Kültür Bakalığınca yapılan istatistiklere göre ise; *** Bir yılda basılan kitapların çeşidi ülkelere göre şöyledir: ABD 85.121 Japonya 42.217 İngiltere 64.761 Almanya 64.761 Türkiye 6.151 *** Gazete okuyanların nüfusa oranları şöyledir: Japonya % 62 Almanya % 48 Türkiye % 5 *** Türkiye;deki kahvehane ve kütüphane sayılarının kıyaslaması ise şöyledir: Kütüphane sayısı 1412 Kahvehane sayısı 570.000 Buna göre: 49.500 kişiye bir kütüphane düşereken, 122 kişiye bir kahvehane düşmektedir. *** Gallup firmasının yaptığı bir araştırmaya göre bazı ülkelerdeki kitap okuyanların nüfusa ornları şöyledir: Japonya % 14 ABD % 12 Almanya % 11 İngiltere % 11 Türkiye % 0,01
Kâmil
İstatistikler bir fikir vermesi açısından önemlidir. Ancak herşey demek değildir. Türkiye 1970'lerden beri büyük bir değişim içinde, kültürümüz çok hızlı değişiyor. Bunda genç nüfusun fazlalığı önemli bir etken. Bize düşen genç nüfusla aramızdaki bağı koparmamak. Unumuzu eleyim eleğimizi astık diye bir köşeye çekilmek herkese hainlik olur. Bizde müthiş bir tecrübe ve birikim var, gençlerde de bitmez tükenmez bir enerji... Bu ikisini bir araya getirmek ve ortak bir amaca doğru gitmek lazım. Bu hayatta şimdi herşey maddiyatla ölçülmekte. Benim etrafımda gördüğüm hiç kimseye çok para mutluluk getirmedi. Şimdilerde para araç olmaktan çıktı amaç oldu. Bu ise bir kısırdöngüye sebep oldu. İnsanlar birbirini parasına göre kıyaslamaya adam yerine koymaya başladı. Bilginin itibarı düştü. Bilgili çalışkan üretken insanlar horlandı, dışlandı. Hal böyle olunca da okumak neye yarayacak ki..? Karamsar bir tablo olmasına karşın gördüklerim ve tecrübelerim bana büyük bir güç veriyor. Biz gerçekten büyük bir ülkeyiz istatistikler moralinizi bozmasın elbette sancılar olacak, sıkıntılar yaşanacak ama bakın 1000 kitabın istatistikleri ne kadar yüksek öyleyse önümüze bakalım ve yola devam edelim.