Tabi bu eser bir başvuru kaynağı olması nedeniyle tek seferde okunup rafa konacak bir kitap değil. O yüzden bir kere okudum sonra altını çizerek okudum. Şimdi reçeteleri uygulamak için okumaya devam ediyorum. İlginç bir kitap. Bazı kısa reçeteleri hemen denedim ve olumlu sonuç aldım. Uzun reçeteleri hazırlıyorum.
Gerçek TıpAidin Salih · Sade Hayat Yayınları · 20152,397 okunma
"1878-1914 yılları arasındaki evre Yunanistan'ın körüklemeleriyle- Kıbrıs Rumlarının gerçekleştirdiği eylemlerle Enosis'e ulaşma çabalarına Kıbrıs Türklerinin sürekli olarak karşı koymasıyla geçmiştir." Syf:65.
Aslında Ada; Osmanlı İmparatorluğu tarafından padişah fermanıyla İngiltere'ye kullanım maksatlı verildiği için Türkler İngilizlere karşı herhangi bir eylemde bulunmamıştır. Ta ki 1914'te Ada İngiltere tarafından ilhak edilinceye kadar. Bu tarihten sonra Türklerin etkin mücadelesini görüyoruz. Bu tarihten önce de Rumlarla Türkler arasında ciddi bir çatışma durumu söz konusu da değil. Yazar bana göre biraz duygusal davranmış... Bu kadar çok kaynakçaya atıfta bulunan eserin, daha dikkatli bir üslupla ele alınarak başvuru kaynağı olmasını beklerdim... Dipnotları ilk 50 sayfada çok yoğun kullanmamış. Bilgiler kime ait belli değil. Sonraki sayfalarda dipnotlar daha sık kullanılmış.
Ancak kalın bir kitap olmasına rağmen sürükleyici bir eser. İncelemeye değer.
Osman AYSU'nun kitaplarında beğendiğim taraf mutlu sonlardır. Bir çok yerli yazar çok güzel bir üslupla nefis bir konu ele alsalar bile sonunu kötü bitirdikleri için bir daha o yazarların eserlerini okumak istemem. Bana göre hayat ne kadar acımasız ve kötü olursa olsun mutluluk her daim yakınımızdadır, ve uzanıp onu almamızı bekler. Bazen de zamanı gelince kendiliğinden gelir. Sabır bu durumda tek sığınacağımız kapı olur. Yazar bu eserinde de noktayı iyi koymuş. Böyle duyguların yoğun yaşandığı bir konuda biraz burukluk kalıyor tabi...
Konu güzel, akıcı bir üslup, karakterler iyi seçilmiş. Okurken farklı bir gelişme olacak mı, şimdi şöyle bir şey gelecek mi derken kitap bitiveriyor. Baş rol hakkını vermiş.
ZehirS. J. Bolton · Pegasus Yayınları · 2016352 okunma
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün büyüklüğünü, Irak ve sonrasında Suriye'yi görünce bir daha anladım... Bizim devlet millet anlayışımızla bağdaştıramadığımız bir hızla Irak ve de Suriye Devleti parçalanınca Suriye'yi yakından inceledim. Fransız mandasını kabul eden Suriye ülkesini, Fransızlar halka değil, yönetmesi için etnik (dini) bir azınlığa vermişler. Bu etnik (Alevi) azınlık şu anda yaklaşık 100000 kişiden oluşuyor ve bunlar Suriye vatandaşı nüfus cüzdanına sahip. Çoğunluğun (Sünni Müslüman) Suriye ülkesinde ikamet etme belgeleri var. Bahsettiğim 100000 kişi askerde üst rütbelere çıkabiliyor diğerleri asker bile olmak için zorlanıyor. Millet anlayışı yok her köy bir aşiret ve diğer köyü düşman/yabancı görebiliyor. Vatan diye bir anlayışları olmadığı için "Vatan Sevgisi" diye birşey de yok. Yanlış anlaşılmasın ben Alevileri severim. Sağlam insanlardır. Sıkı çalışırlar. Bir çok Alevi tanıdığım ve arkadaşım dediğim kişiler mevcut. Benim demek istediğim yönetimde herkesin eşit oranda söz sahibi olmasının yani çoğulcu demokrasi dediğimiz temsili yönetimin önemi. Ben bugün bunları yazabilecek bilgi birikimine sahipsem bunu ATATÜRK'ün kurduğu laik demokratik cumhuriyetin imkanlarına borçlu olduğumu düşünüyorum. Suriye de doğup büyüseydim asla böyle bir mantaliteye sahip olamayacaktım.