Ağırlaşan kandaki atıklar damarlarda birikmeye ve zamanla damarları tıkamaya başlar. Daralan ve tıkanan damarlardaki kan, dokuları yeterince besleyemeyecek kadar azalır. Beslenemeyen dokular beyne "Açız!" uyarısı gönderir; beyin bu çağrıya cevap olarak iştahı artırır. Bu insanı daha çok yemeye zorlar; yedikçe kanda atıklar, dokularda çöplükler ve damarlarda tıkanmalar artar.
Bu kısır döngü devam ederken, insanlarda konsantrasyon, hafıza, düşünme, anlama ve öğrenme yeteneği azalır. Fikir uyur, hikmet ölür, organlar durur, insani sıfatlar atıkların içinde boğulur...
"Evvel ve ahir, her şey, her emir ve takdir Allah Taala'nındır." Kutlu Nebi bu sözden memnun kaldı ve tasdik etti. Zeyd'e baktı. Tableti okumasını isteyen bir bakıştı bu. Zeyd denileni yaptı ve tableti eline alıp dikine tutarak sağdan sola doğru okumaya başladı:
"Melik Umeyr'in ve ondan Düru'nun ve ondan yine Umeyr'in oğlu Melik Tubba'dan, Allah'ın peygamberi olan Övülmüş'e;
Selamdan sonra,
Hakikat ben sana ve sana indirilen kitaba iman ettim. Bil ki senin dinin ve Sünnetin üzereyim. Ve senin Rabbine iman ettim. Ve senin iman ve islam kaidelerince, Rab'dan getirdiğin şeylerin tümüne iman ettim. Eğer senin vaktine erişebilirsem ne güzel ve ne ala. Yok, erişemezsem bana Allah katında şefaat eyle ve kıyamet gününde beni unutma. Zaten ben Davud'un ve senin atan İbrahim'in yolu üzereyim."
Sayfa 74 - Melik Tübba tarafından miladi 200 - 250 arasında yazdırıldığı rivayet olunan kil tablet·Kitabı okudu
Gerçek şu ki: ATATÜRK'ÜN SAĞLIĞINDA ATATÜRKÇÜLÜK KAVRAMI YOKTU, KEMALİZM VARDI. Atatürk'ten sonra birileri "Tam bağımsızlık", "antiemperyalizm" gibi anlamları olan Kemalizm'den kurtulmak için, "Batılılaşma" ve "din karşıtlığı" anlamını yükledikleri Atatürkçülük kavramını icat etmişlerdir. Bu süreçte Kemalizm kavramının içini de "Atatürk'e tapınmak" olarak doldurmuşlardır.
Kendinizi KEMALİST veya ATATÜRKÇÜ olarak tanımlayabilirsiniz! Ancak her şeyden önce"tam bağımsızlıktan yana", "antiemperyalist" ve "akılcı" olmalısınız.