Kâmil

Kâmil
@ofluoglu
Sabır En Büyük Erdemdir... Kimseyi sevmek zorunda değilsiniz. Ama yaşama hakkına saygı göstermelisiniz... Saygı gösterin ki saygı görebilesiniz...

Kâmil

, bir kitap okudu
5/10
·279 syf.··
2015 34. kitabı
Drew Karpyshyn
7.7/10 · 54 okunma
Reklam
Dünya'da gelişmiş ülkelerdeki insan eğitiminde, ülkeye bağlılık sürekli vurgulanan ama samimi olarak vurgulanan bir husustur... Verilen değerler eğitiminin içerisinde paraya değer vermekte vardır. 2005 yılında paradan altı sıfır atıldığında 1 dolar 1,5 tl. civarında idi. Hatta bir ara 1,2 TL ye kadar inmişti... Bu arada bizim yazılı ve görsel basınımız sürekli dolar ve eurodan nasıl para kazanılacağını anlatan muhteşem tüyoları ile tiraj yapma peşinde paramızı yerden yere vururken pek gıkımız çıkmadı... Şimdi dolar 2,5 TL. yi geçti. Bu demektir ki 10 yılda paramız % 100'e yakın değer kaybetmiş. Meblağ küçük olunca dikkatimizi çekmiyor ama enflasyonunun her gece çılgın atlar gibi koşturduğu o dönemlerde bile ara sıra % 5 -10 develüasyon yapılırdı. Paranın değer kaybetmesi böyle psikolojik etkilerin yanında daha çok makro ekonomik göstergelere bağlıdır. Kısaca anlatmak gerekirse üretmiyor ve satamıyorsanız paranın değer kaybetmesi kaçınılmazdır. Biz büyük ve karmaşık bir ülkede yaşıyoruz. Herkesten aynı duyarlılığı beklemek safdillik olur. Bu yaşadığımız gemi gideceği limana malesef herkesin gayreti ile değil duyarlı insanların gayreti ile gidecek... Duyarlı insanların artması dileğiyle...
Yaklaşık 20 gündür bir makale yazmaya uğraşıyorum. Daha önce de bir kitap yazmıştım. Ne kadar zor şeyler olduğunu unutmuşum. İnsan resmen kendisini kampa alıyor. etrafıyla ilgisini kesiyor. Neyse bitti de rahatladım. Yazarların işi zor vesselam...
Merhaba... Güzel bir pazar sabahı... Birazdan hanımla beraber yürüyüşe çıkacağız. Şehrin etrafında kısa bir tur. İnsan kuşatılmaktan çok kuşatmak istiyor. Kendisine tepeden bakılmaksını değil ama tepeden bakmak istiyor. Hadi yapalım şehre tepeden bakalım. Şehrin içinde kaybolmadıgımızı şehre gösterelim....
Sosyologlar, üzerimizde sosyal mühendislik yapılıyor diyerek feveran ediyorlar. Bunun altyapısı diziler vasıtasıyla hazırlanıyor diye düşünüyorum. Dizi karakterleri doğal halleri bu diyerek Türkçe'yi kaba saba konuşturuluyor ve bu pirim görüyor. İnsanın kaba konuşması gayet normal olabilir, normal olmayan etrafına bakarak kendini geliştirme gayretine gitmemesi... Diyeceksiniz ki "yaşadığı ortamı zaten öyle" "O yüzden öyle konuşuyor." Kimseyi öyle konuştu diye kınamaya gerek yok. Kınadığımız şey senaristin bundan hiç gocunmaması... Benim anladığım bize biçilen rolün bu olduğu... Biz, kaba saba konuşan, kendini geliştirmek için uğraşmayan, hayatı olduğu gibi kabul ederek araştırmayan ve bundan dolayı gelişimi duran bir devlet olacağız.
Reklam