Okuduğum kitabı çizmek gibi bir alışkanlığım olsaydı 120 sayfada çizilmeyen kısımlar çok daha az kalırdı. Karakterlerle yaşadım, hissettim, ihaneti de tattım yalnızlığı da paylaştım.
Köpek, ihtiyar ve mısır ... Dostluk, mücadele ve umut ... Böyle altı sözcüğe sığabilecek bir konuyu bu kadar etkileyici anlatabileceğini tahmin edememiştim. Hayran kaldım.
Yer yer psikolojik tahlillerin ve bilinçaltının hissedildiği kitap tipik bir Amerikan gerilim filminin etkisinden çıkamamış. Basit bir olay örgüsünü kaliteli bir biçimde örmüş. Bunun tamamen yazarın yeteneğiyle ilgili olduğu yadsınamaz. Ev bölümü gerçekten çok başarılı olsa da son bölüm klişeler taşımaktaydı. Bitirirken fazlaca soru işareti taşıyan zihnimi daha fazla yormadan bir sonraki kitabıma geçiş yaptım. Ayrıca söylemem gerekirse şapkadan tavşan çıkmayacağını bilerek ama güzel bir kitap okuyacağınızı umarak satın alabilirsiniz. Son olarak zaman geçirmek ve birkaç alternatif bilgiyi satır aralarından alabilmek için okunabilir.
Gerçekten beğendiğim bir kitap oldu. Kitap hakkında spoiler vermek istemiyorum ama seve seve okuyabilirsiniz. Kitabın bütünü bir metafor ve örtük mesajlarla bezenmiş olduğundan bunları fark etmezseniz iyi bir kitap okumuş olursunuz. Eğer fark ederseniz muhteşem bir eser okuduğunuzu anlarsınız. Klasik Rus sanat anlayışını batılılaşan perspektifinden aktaran yazarın kendi ülkesinin edebi anlayışı ve sosyal yaşantısına da acımasız eleştiriler yaptığı yerler dikkat çekiyor. Çeviri özenle yapılmıştı lakin editörün gözünden kaçan 2-3 yazım yanlışı dikkatimi çekti. Son olarak yazarın dilimize çevrilen ilk eseri Tipi'yi okuduktan sonra diğer eserlerinin de çevrilmesini dört gözle beklemeye başladım. Özellikle Oprichnik Günü isimli eseri oldukça merak ediyorum.