Birkaç yıl önce bir deterjan markası "Çocuklar neyi hatırlar?" sorusuna cevap bulmak üzere bir sosyal deney yapmıştı. Önce ebeveynlere soruluyor: Sizce çocuğunuz en mutlu olduğu an olarak neyi hatırlar? Ailelerin hemen hepsi ekonomik karşılığı olan faaliyetleri sıralıyor. Kimisi beş yıldızlı otel tatilini, kimisi oğluna aldığı akülü arabayı... Bir anne oğlunu AVM'ye götürdüğünde "Burada ne kadar çok dükkân var" diye şaşırdığını ve o günü hatırlayacağını düşünüyor. Araştırma sonunda görülüyor ki, ebeveynler ile çocukların "mutlu an" bilgisi/hatırası, hiçbir şekilde birbiriyle çakışmıyor. Çocukların hatırladığı anların ekonomik bir karşılığı yok, yani onların hatırladığı şeyler için aile para harcamamış. Mesela anne, oğlunun AVM'ye gittikleri günü hatırlayacağını zannederken dört beş yaşlarındaki çocuk "Bayramda köye gitmiştik, orada tavuklar vardı" diye anlatıyor. Akülü araba aldığı için "Dünyalar onun olmuştu" diyen babanın oğlu, yeni doğan kardeşinin kucağına verildiği anı hatırlıyor mutlulukla. Anne lunapark derken çocuk "Ateşte sucuk pişirmiştik, çok güzeldi" diyor. Bir başkası annesi ile kek yaptığını, babasının göbeğinde zıpladığını hatırlıyor. Şunu söylemeye çalışıyorum: Ebeveynler mutlu anlar inşa edemedikleri, daha doğrusu o anı idrak edemedikleri için kurgusal anlar inşa ederek hatıra oluşturmaya çalışıyorlar. Hatıralar dışarıdan inşa olmaz. Onu inşa eden şey, yaşadığımız/yaşattığımız duygudur.