Hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.
Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olmayacağını.
Nora Seed'in anlamsız yaşamı. Paralel evrenler arasında kendini mutlu edecek yaşamı bulmaya çalışıyor. Sonsuz olasılıklar denizinin içinde bir hayattan diğerine geçerek gerçekten yaşamayı isteyecek hayatı bulmayı amaçlıyor. Her tercihimiz ve kararımız hayatımızda birden çok olasılık kapısını aralar. Nora, geçmişteki pişmanlıklarına dönerek acaba dediği hayatları deneyimliyor. Yaşamla ölüm arasında kalmışken onu hayata tutunduracak bir sebep arıyor. Onun için doğru yaşam hangisi? Her tercih bir vazgeçiştir, vazgeçtiklerimize dönüp onları değiştirme şansımız olsaydı daha mı mutlu olurduk? Hayatı anlamlı kılan ne? Kitap oldukça akıcı bir dile ve cezbedici bir konuya sahip. Özellikle insanın kendi kök yaşamını değerlendirip kendince ürettiği bahaneleri bir tokat gibi suratına çarpıyor. 2024 bitmeden size hayata karşı anlamlı bir bakış açısı kazandıracak bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.