“… Özgürlük dediğin yüz otuz katlı bir gökdelenin tepesinde durup aşağı bakmak gibi. Aşağıdaki karınca büyüklüğündeki arabalar gibi vızır vızır seçenekler geçiyor gözünün önünden, düşmekten o kadar korkuyorsun ki çok uzun bakamıyorsun. Başın dönüyor, nefesin kesiliyor. Korkuluk yok, tutunacak bir yer yok. Ya ayağım kayarsa, kim uzanıp elimi tutar? Bakamıyorsun. Hemen geriye adım atıyorsun, güvenli bölgene kaçıyorsun. Beynimizi zehirlemişler. Özgürlüğümüzü düşünmeye bile korkuyoruz. Kim zehirlemiş, diyeceksin. Hayat, zehirlemiş kardeşim. Anamız babamız ağzımıza sıçmış. Kapitalizm. Sosyalizm. Anasını sattığımın bu filozofları. Hepsi ağzımıza sıçmış.”