Her ne kadar ikinci bir kişiyle yaşanıyormuş gibi görünse de bütün ilişkilerimiz kendimizle kurduğumuz ilişkinin birer yansıması ve sonucudur. Karşımıza çıkan her kişide kendimizi bulur, kendimizle buluşur, aslında kendimizle konuşuruz. Onları sevmemizin veya sevmemelisin altında yatan şey de yine kendimizle kurduğumuz ilişkidir.
"Kaderin kırmızı ipliğini duydun mu hiç ?"
"Kaderin kırmızı ipliği mi ? Kulağa çok hoş geliyor ! Nedir o ?"
"Çinlilerin böyle bir inanışı varmış. Ruh eşi olan insanlar görünmez kırmızı bir iplikle ayak bileklerinden birbirlerine bağlanıp, başlarından ne geçerse geçsin sonunda birbirlerine kavuşup evlenirlermiş. Japonlarda da benzet bir hikaye var ama onlar kırmızı ipin ayak bileklerine değil, serçe parmaklarına bağlı olduğuna inanıyorlar."
Yaratılmış olan her şeyin kaderinin görünmez ipliklerle birbirine bağlı olduğunu kavrayamıyorsunuz. Taşlar bir kez yerinden oynadı mı önüne geçilmesi mümkün olmayan süreçler harekete geçer. Bu olduğunda başka taşlar da yerinden oynar. Bu aşağıya ve yukarıya doğru böylece sürüp gider.