Bedeni henüz göçebeyken insan zihni, içinde bulunduğu anı yaşardı. Hayatta kalmak için her tehlikeye karşı her an tetikte ve bizzat orada bulunan zihin, korkuyu, heyecanı, mutluluğu ve aşkı anında yaşardı. Yerleşik hayata geçtikten sonra insan zihni anı güvenceye almış, artık gelecek için planlar yapmaya başlamıştı. Gelecek endişesi ve ertelenen mutluluk hastalığı o zaman başladı. İnsan yerleşik hayata geçince anı yaşamayı bıraktı, sonra da unuttu.
Dönemine göre sıra dışı bir yaşam sürmüş olan Aylin'in hayat hikayesi anlatılmaktadır. Bir biyografi kitabıdır.
Aylin'in kökleri Osmanlı'da Sadrazamlık yapmış Giritli Deli Mustafa Paşa'ya kadar dayanan bir soydan gelmektedir. Ayşe Kulin'in genel tarzı olarak anlatıma bir kaç nesil önceden başlanıyor. Kitapta geçen soy karakterleri genel olarak güçlü karakterler. Aylin'in sıra dışı, deli dolu hayatını açıklar nitelikte.
Annesinin hastalığına tedavi bulunamayarak ölümü, acaba doktor olsam hayatını kurtarabilir miydim sorgulamasına sebebiyet veriyor ve tıp okumaya karar veriyor. Fakat yaşı bu yolculuculuk için ileri bir yaş. Bu sebeple çevresinden çokça bu fikrine karşı çıkılıyor. Hayatının her aşamasına yayılan kararlılık burda da kendini gösteriyor ve tıp okumaya başlıyor. Hayatının kırılma anı bu andır diyebiliriz.
Hayatının ikinci yarısını tıp okumaya başlaması ve sonrasında da psikiyatr olması oluşturuyor. Yapılan dört evliliğinin üçü de bu evrede gerçekleşiyor. Yapılan bu dört evlilik dışarıdan biraz şımarıkça gibi dursa da hayatında ilerleme arayışının bir parçası. Durağanlaşan, ilerlemeyen bir yaşamı kabullenemiyor hiçbir zaman. New York'un en ünlü psikayatrlarından olmasının sebebi de yine bu ilerleme isteği. Hastalarına kalıplaşmış yaklaşımları olmuyor hiçbir zaman. Bazen kişisel münasebet kurabilme gibi meslek dışı yaklaşımlara da başvurabiliyor. Bu da zorlu hastalarına tedavi imkanı kapısını aralıyor.
Bazen yadırgıyorsun burada bunu yapmamalıydı diye. Kendisi de kendini eleştiriyor bazı durumlarda. Başarılı bir hayatın olması hatasızlıklardan gelmiyor sadece. Cesaret edebilmekten, denemeye ve eyleme geçmekten geliyor.
Sonuç olarak hayatın sıradanlığını istemeyen, bir çok hasta hayata olumlu bir dokunuş yapan, dünya görüşü geniş olan insanların