İli Irmağı… Ama asıl önemini Gök Türkler zamanında kazandığı görülmektedir (542-745). Batı Gök Türk Kağanlığı’nın 630 yılında çöküşünden sonra hanedana mensup beylerin çoğu Çin’e sığınmıştı. Bunun üzerine başsız kalan Türk boyları bu ırmak etrafında toplanarak büyük bir kurultay düzenlediler (634/635). Kurultay sonucunda aralarında anlaşıp yeniden örgütlenerek aralarında 10 boya bölündüler. Bunlara Türkçe yazılı kaynaklarda “On Ok” denildi, çünkü her bir boya bir ok verilmişti. Irmağın batısında 5, doğusunda 5 olmak üzere yeniden bir konuşlanma sistemi meydana getirdiler. Bunlara da Türgiş adı verildi. 766 yılına kadar bu adla kaynaklarda anılmalarına rağmen daha sonraları Oğuzlar olarak görürüz. Nitekim Ön Asya Türklüğünü oluşturan Oğuzlar (Türkmenler), bu olay neticesinde kalıplaşan Türk boyları grubudur. Kısacası İli Irmağı civarında meydana gelen boy teşkilatlanması, Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar giden yolu açmıştır.
Bu kez, acaba gözünü açtığı öbür dünya daha mı iyiydi? Yoksa orda da horlandı mı? Veya umduğundan daha iyi şeylerle mi karşılaştı? Hepimiz bunu en doğru biçimiyle bir gün anlayacağız.
Biliyorum ki, insanlar sadece kendilerini düşünerek varkalıyor gibi görünseler de, aslında onlara hayat veren tek şey sevgidir. Seven, Tanrı’ya, Tanrı sevene yaklaşır. Sevgiyi var eden sadece O’dur çünkü.
Ardından, Tanrı’nın ilk dersini anımsadım: ‘İnsanın içinde ne vardır?’. İnsanın yüreğine sevginin egemen olduğunu öğrendim. Tanrı’nın vaat etmiş olduğu şeyleri bana açık etmesine rahatlıyordum, ilk kez bunun için gülümsedim. Ancak öğreneceklerim bitmemişti daha. ‘İnsana neyin verilmediği’ ve ‘insanın ne ile yaşadığı…’