Omer Karakose

Babası ona hep bulutların nasıl oluştuklarını anlatırdı ama o bir türlü buna ikna olmazdı. Babası konuşurken onu dinlemez ve hep kendi kendine birilerinin bulutları tuttuğunu ya da onların iplerle bağlı olduğunu ama illa ki bu işin içinde bir sihir olduğunu düşünürdü. Her zaman odasının tavanında bir bulut olsun, onunla konuşsun hatta her yere birlikte gidebilsinler isterdi. Hatta belki annesi ekmek pişirirken hamurun içine bir parça bulut karıştırırdı da onlar da o ekmekleri yedikten sonra uçabilirlerdi. Ya da belki bir bulut fabrikası vardı ve o fabrika yaptığı bulutları göküzüne bırakıyordu.
Sayfa 23
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·246 syf.·
2020 1. kitabı
Yazar kitapta tamamen kendi deneyimlerinden söz ediyor. Türkiye'de yaşadığı problemlerden, gençliğinden ve daha sonra yurtdışına göç etme isteği ile birlikte gittiği İtalya'daki yaşamını anlatıyor. Gezmek için ve geçici olarak yaşamak için gitmek zorunda kaldığı şehirlerden ve ülkelerden de bahsetmiş. Anlatım dili sürükleyici olduğu için beni içine çekebildi. Kitap 246 sayfa fakat 146. sayfadan sonraki kısım Günlük Notları olarak bize aktarılmış. Günlük kısmını ilk başta biraz sıkıcı bulsam da okudukça daha keyifli olmaya başladı ve yazarın düşünce yapısını ve yaşadıklarını daha iyi anlamaya başladım. Kitabı özellikle yurtdışına göç etmek isteyenler için önerebilirim.
Edebiyat
Türkiye’den GitmekGökhan Kutluer · Yitik Ülke Yayınları · 201987 okunma
Bir şeyi beklemekle onunla yüzleşmek aynı etkiyi yaratmıyor ne yazık ki... Öyle olsa sevinçten havalara uçar mıydı dokuz aydır anne olacağını bilen bir kadın? Ya da tüm sınavlarının iyi geçtiğini bilen o çocuk koşar mıydı ailesine ayakları poposuna vura vura? Gerçeklik, başıma geldiğinde hissettiriyor kendini. Ve kapıyı kıracakmışçasına çaldığında koyuyor yalnızlık... En sevdiğim şarkıları yalnız dinlemeye başladığımda anlıyorum ne kadar yalnız olduğumu. En sevdiğim yemekleri yalnız yediğimde, bir dostumla beraber gitmeyi istediğim o yerden onu aradığımda anlıyorum geri kalan her şeyle yalnız baş etmem gerektiğini...
Sayfa 205
Son çalıştığım firmanın kurucusu benimle gelecek birkaç yıl için bir toplantı yapmak istemişti. Nasıl bir planlama yapmalı, pazarlama için hangi yolu izlemeli gibi soruların cevaplarını birlikte arayalım dedi. O toplantıyı talep ettiği günün akşamı işten ayrılmaya karar verdim. Ne demek birkaç yılı planlamak? Ben burada o kadar uzun süre mi kalacağım? Birkaç sene... Seneler boyunca aynı işe gidip gelmek, aynı insanları görmek... Korkudan aklımı kaçıracak gibi olmuştum.
Sayfa 185
Buluştuğumuzda İtalyanca seviyemi ölçmek için birkaç dakika boyunca sadece İtalyanca konuşmaya çalıştık. Bir ara bana burada arkadaşlarım olup olmadığını sordu. Vardı elbette ama onlara tam olarak arkadaş denir miydi yoksa daha çok tanıdık diye mi nitelemeli falan diye düşünürken ve onların kendi içlerinde sayılarını bulmaya çabalarken araya girip soruyu İngilizce tekrarladı. Halbuki ben sadece düşünüyordum. Söyleyeceğim cümlelerin İtalyancasını biliyordum ama aslında ne kadar da yalnız olduğumu en az utanabileceğim yoldan söylemeye çalışırken kaybettiğim vaktin farkına varamamıştım.
Sayfa 175