Düşünüyorum

Düşünüyorum
@oklukirpi
Akademisyen
Doktora
Van
Ankara, 9 Mayıs 1975
24 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Komedi Olsa Olurmuş Ama...
4/10
·88 syf.··
2026 12. kitabı
Ayfer Tunç'un 2000 yılında basılan ikinci romanı Aziz Bey Hadisesi. Bütün bir ömrün hikayesini tek bir anda düğümlemeye çalışan, ama bu nedenle de niçin 90 sayfaya sıkıştırıldığı sorusunu akla getiren bir roman. Bu anlamıyla yapısal sorunları mebzul miktarda. Buna karşın 2025 yılında Fernand-Rouillon Ödülü'ne layık görülmüş olmasını Fransızların gevşekliğine bağlama eğilimindeyim (ya da daha siyasi bir nedene, bilmiyorum). Ama bu kitap edebiyat tarihinin köşe taşı eserlerinin neden değerli olduklarını anlamak açsından incelenmeyi hak ediyor. Bu hafta "8 Hafta 8 Roman" adlı atölye çalışmamızın konusu olacak. Bu oturumun videosunu ve kitap hakkında yazacağım yazıyı en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım. instagram.com/p/DX5EyTcjBha/?... Bekleyiniz :)
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tam bir Paris Klasiği
8/10
·491 syf.··
2026 11. kitabı
Madame Bovary'nin yazarı Gustav Flaubert büyük şahaserindeki ana temayı tekrarlamış bu eserinde. Malum, Fransa'da Paris metropol, geri kalan her yer province, yani taşra. Gerçi taşra deyince orada bizim sözcüğe yüklediğimiz anlamın tam olarak aynını yüklemiyor Fransızlar. Bizde taşra biraz da geri kalmışlık tınısı taşırken, Fransızlar sözcüğü daha nötr ve coğrafi anlamda kullanıyorlar gibiler: Paris-dışı anlamında. Ama yine de Parisli olmamak bir Fransız için İstanbul dışında ikamet eden bir Türk'ün yaşadığından çok daha fazla stres yaşamasına neden oluyor, bu da bir gerçek. Bu şu demek ki, Parisli olmayan bir Fransız İstanbullu olmayan bir Türk'e göre kendini çok daha oyun dışı kalmış, bir çok şeyi kaçırmış gibi hissediyor. Nurdan Gürbilek sevenler onun bu mevzuu Tanpınar ve Atılgan'ı karşılaştırdığı bir metninde ne kadar güzel analiz ettiğini hatırlarlar. Şu halde Duygusal Eğitim'in de gerçek mutluluğu doğduğu kasabada yaşayabilecekken ille de Paris'e gitmeyi kafasına koymuş Fréderic adlı karakterin hayatından uzunca bir kesite ayrılmış olması çok normal. Karakter romanın sonunda arkadaşıyla bütün bir duygusal eğitiminin koca bir Paris macerası ve buradan kaynaklı bir düşkırıklığından müteşekkil olduğunu konuşmasaymış da biz anlayacakmışız Flaubert'in derdini. Ama bu kişisel tecrübenin 1848 devriminin yarattığı düşkırıklığı ile aynı paralelde ele alınması hem romana tarihsel bir karakter kazandırmış, hem de boyut katmış. Okunmadan geçilmemesi gereken bu klasik eseri herkese tavsiye ediyorum.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007498 okunma
Romanı Romancıdan Dinle, Kuramcıdan Değil!
6/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Kundera'nın bu kitapta öne sürdüğü çok güçlü iki tezden söz etmek lazım: 1. Avrupa insanlığı anlamak için önemli, kültür tarihine vakıf olabilmek içinse merkezidir (Avrupamerkezcilik). 2. Avrupa'yı anlamaksa sadece bilim ve felsefeye değil, aynı zamanda edebiyata nüfuz etmekle mümkündür. Dolayısıyla Descartes'la başlayıp Husserl ve Heidegger'e uzanan özne düşüncesi, yani felsefe, çok daha öncesinde ve çok daha derinlemesine edebiyatçılar tarafından masaya yatırılmış vaziyettedir. Şu halde Descartes'ı okumak ne kadar elzemse, Don Kişot'u okumak da o kadar kaçınılmazdır. Kundera roman üzerine geliştirdiği düşünceleri kitap haline getirmek için farklı zamanlarda verdiği ropörtajlara ve çevirmenlere kılavuz olarak hazırladığı küçük sözlüğe da yer açmış kitabında. Bunun yerine Don Kişot'un önemini tartıştığı ilk yazıyı geliştirerek ulaşmış olsa bu metne, Roman Sanatı edebiyat eleştirisi alanında yazılan en iyi metinlerden biri olabilirdi. Ama bir yamalı bohça olarak kalmış ne yazık ki...
Roman SanatıMilan Kundera · Can Yayınları · 2014348 okunma
Dünyaya Pencereden Bakmak
Puan vermedi·184 syf.··
2026 9. kitabı
Jacques Ranciere çok parlak bir Marksist. Genel olarak edebiyatın ve anlatıların, özel olarak ise romanın dünyaya pencereler açmak gibi bir işleve sahip olduğunu savunduğu yazılar biraraya getirilmiş Kurmacanın Kıyıları'nda. Kullandığı referanslara aşina olmayanlar için zaman zaman metnin içinde yolunu kaybetmenin mümkün olduğunu söylemeliyim. Buna karşın Ranciere yaptığı yorumların orijinalitesini hissettirmeyi başarıp okuru kendi okuma listesine girmiş olan edebi eserleri okuma konusunda yüreklendirmeyi başarıyor. Bu anlamda kesinlikle bir kez daha okumayı planladığım bir kitap Kurmacanın Kıyıları.
Kurmacanın KıyılarıJacques Ranciere · Metis Yayıncılık · 201977 okunma
Varoluşçu Musun, Yazar Mı?
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Yıllarca önce okuduğum bu kitabı bugün başlattığım "8 Hafta 8 Roman" başlıklı atölye çalışması için bir kez daha elden geçirdim. Geçmişte felsefeci kafayla anlamaya çalıştığım, varoluşsal analizlere boğup değerini asla takdir edemediğim bu kitap, şimdi yapısalcı gözlüklerle bakınca bana kendini verdi. Evet, Anayurt Oteli'nin varoluşçu hassasiyetlere yer açması değil, harika bir kurguya imza atmış olması sayesinde Türk edebiyatının en nadide parçalarından biri olduğunu takdir edebildim. Bu akşam çektiğim videoyu önümüzdeki günlerde üç dört bölüm halinde Youtube'da yayınlamayı, bu konuda yazacağım yazıyı da kişisel bloguma koymayı vaadediyorum. Bu romanı konu alan bu haftanın konu başlığı "Yazar mısın, Varoluşçu mu?" idi. Biraz az varoluşçu olunursa kurguyu anlayıp edebiyatın sırrına vakıf olmanın yolunu açabileceğimizi gördük. Herkese tavsiye ederim ;)
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201737bin okunma