Doğu’nun Batılaşması aslında kitabın konusu bu. Kitap iki karakter aracılığı ile yazarın okurlara seslenmesiydi aslında iki karakterden biri olan Gül Yetiştiren Adam, bu adam kimilerine göre deli kimilerine göre derviş. Gül yetiştiren adam milli mücadele yıllarında savaşa katılmış birçok arkadaşının şahadetine tanık olmuştur ve bu savaştan sonra kendince protesto amaçlı inzivaya çekilir kedini gül yetiştirmeye adar sanki ne kadar böyle devam etse toplum o kadar değişmeyecek ve yozlaşmayacaktır kendini dinine adar 50 yıl boyunca.
Romanımızın diğer karakteri ise Sitare’dir o gül yetiştiren adamın savaşma nedeni aslında toplumunun Sitare gibi olmasını engellemektir ama Gül yetiştiren adam savaşarak neyi ortadan kaldırmak istiyorsa o tecelli etmiştir topluma ve örneği de Sitare’dir. Sitare, babası yaşında bankacı biri ile evlidir ama kocasını aldatır hatta kocası hastane de yatarken arkadaşları ile gezer, otellerde kalır arkadaşları da aslında Sitare’nin davranışlarının farkındadır bir süre görmezden gelirler ta ki arkadaşlarının bir gün ona kocasını aldattığını söylediğinde, bunu reddetmiştir ve o gün intihar etmiştir yazar aslında Sitare’yı şu anki toplumun bir parçası tek bir karakter olarak yansıttığını düşünüyorum bunu da Sitare’nin konuşma tarzında İngilizce kelimeler kullanması olsun birçok şeyde belirtmiştir . . Toplumun diğer bir parçası olan gül yetiştiren adamda toplumunun bu şekilde değişmesini istemeyen buna engel olmak için kendi bölgesine çekilen ve toplumun değişmediğini düşünendir şu anki toplumda da bu mevcut zaten evet kimse kendi bölgesine çekilmiyor ama gözleri bir şeyle bağlı toplumun Sitare yanına körler, elbette kör olmayanlarda var ama ellerinden bir şey gelmiyor. Kitapta Gül yetiştiren adam şöyle tanıtılıyordu ”Kendi hayatını sürdüren