Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Bu seri gerçekten insanın zihniyle oynuyor! Artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki serinin ilk kitaplarında eksikliğini hissettiğim ne varsa bu kitapta fazlasıyla buldum. Kaos, vahşet, psikolojik gerilim, ters köşeler ve her sayfada artan bir gerilim duygusu... Her şey tam olması gerektiği gibiydi. Lana'nın o kıvrak zekâsı, olaylara yaklaşım biçimi ve hiçbir detayı tesadüfe bırakmayan tavırları kitabı başından sonuna kadar canlı tuttu. Başta birbirinden tamamen kopuk görünen puzzle parçalarının bölüm bölüm birleşmesi ve finalde tüm kartların açılması ise tam anlamıyla "işte bu yüzden bu seriyi seviyorum" dedirtti. En çok hoşuma giden şeylerden biri de artık saklanan yalanların birer birer ortaya çıkmaya başlaması oldu. İlk kitaplarda yüzeysel kaldığını düşündüğüm bazı olayların ağırlığını bu kez çok daha derinden hissettim. Özellikle Lana'nın yaşadıklarını adım adım öğrenmek hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Bir diğer güçlü nokta ise Logan'dı. Yaşadığı iç çatışmalar, griye dönüşen doğrular ve duygularıyla mantığı arasında sıkışıp kalması karakterini çok daha etkileyici hale getirmişti. Önünde iki yol var gibi görünüyor; bir tarafta doğruları, diğer tarafta duyguları... Ve hangisini seçeceğini asla kestiremiyor olmak hikâyenin tansiyonunu sürekli yüksek tutuyor. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim... Benim tarafım hâlâ belli. Herkesin ahlaki sınırları ve değerleri farklıdır elbette ama ben hâlâ Lana'nın tarafındayım. Ve o final... Yine öyle bir yerde bitti ki son kitap elimde olsaydı hiç düşünmeden saniyesinde başlardım. Seri artık resmen "bir sonraki kitabı hemen oku" moduna geçti. Eğer psikolojik gerilim, zekice kurgulanmış olay örgüleri, ters köşeler ve gri karakterleri seviyorsanız bu seri kesinlikle şans vermeniz gerekenlerden biri. #bookstagram
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202617 okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,757 okunma
Reklam
Kırım Türk'tür...
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:11
Esirlikten kurtulan ama hürriyetin tadına varamayan, ömrünü Kırım davasına adamış, vatanından ebedi sürgün, Cengiz Dağcı'yı anlatır. "Yurdunu kaybeden adam için hürriyetin bile bir manası kalmadığını şimdi anlıyorum." Bunca acı, bunca şerefsizlik. Soykırım, tecavüz. Ah be Türk. Dünyanın heryerinde ne zulümlere gark oldun. Aç gözünü, en azından oku öğren... Öldükten sonra yurduna kavuşan(hoş Kırım hala rus işgali altında) Dağcı'yı rahmetle anıyorum..
1000Kitap
Yurdunu Kaybeden AdamCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20231,917 okunma
2/10
·336 syf.··
2026 54. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:31
Helloooo nasılsınız bakalım? Yenilen pehlivan güreşe nasıl doymazmış gelin hep beraber okuyalım. Ama akıllandım. Bundan sonra önce ilk kitabı al oku bitir, ondan sonra duruma göre devamını alırsın ya da almazsın düstürü ile yaşayacağım. Kendime not: Aksi bir daha olmasın! Efenim Psikolog Ryan Strickland yine bir FBI soruşturmasında başrolde. Kate Doyle üç yıl önce Gül Biçiçi olarak adlandırılan pislik bir katilin yedinci kurbanı olmaktan son anda kurtulur ve hayata yeniden tutunmaya çalışır. Kate, psikopatı polis tarafından öldürülsede insanlara güvenmekte haliyle zorluk yaşayabiliyor ama yinede birkaç yerdeki cesur duruşunu taktir ettim. Zira yaşadığı şeyler yenilir yutulur değildi. Üç yılın ardından ortaya yeni bir katil çıkar ve üç yıl önceki gibi kadınları belli aralıklarla avlamaya başlar. Her öldürdüğü kadın için Kate'in kapısına gül bırakmaya başlar ve yedinci gül de sıra sana gelecek mesajları vermeye başlar. Kurgusal olarak yazarın hiçbir sıkıntısı yok ama iş kaleme döküldüğünde ortaya tek kelimeyle çok kötü bir kitap çıkıyor. Kitabın içinde ciddi travmatik olaylar yaşanırken biz bir anda Ryan'ın gereksiz hallerini telefon konuşmalarını vs. Okuyoruz. FBI ve polisin beceriksizliğine değinmek bile istemiyorum. İlgili kurumların bu seriye denk gelmesi yazarın kapısına dayanması çok olası Psikoloğun yaptığını sınırsız kaynakları sınırsız olan koskoca FBI mı yapamıyor? Kafamda deli sorularla bitirdim kitabı. Bu arada kopyacı seri katilin kim olduğunu doğru tahmin ettiğimi ayrıca belirtmek isterim Uzun lafın kısası yeni yazarlar keşfedeceğim diye benim gibi zamanınız ve paranızdan olmayın. Çok daha güzel yazar ve kitaplarla karşılaşmak dileğiyle..
7. KurbanJennifer Hunter · Sonsuz Kitap · 202620 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Prof. Dr. Oğuz Tan’ın Takıntılar kitabını pek çok kişinin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitabın en değerli yanı, psikiyatrik rahatsızlıkların kökeninde beynin kimyevi yapısının ve nörobiyolojik süreçlerin yattığını çok açık bir dille anlatması. Bu, toplumda büyük ölçüde yok sayılan bir gerçek Bugün depresyonu ruh hali, DEHB’yi -ayrıcalık- zanneden çok insan var. Tanı almış kişiye “bende de aynısı var” diyebilmek, bu rahatsızlıkların ne anlama geldiğini bilmemekten kaynaklanıyor. Asıl mesele şu: bu bilgisizliğin faturasını, zaten ciddi bir hastalıkla mücadele eden insanlar ödüyor. Onlar için hayat zaten yeterince ağır bir sınavken, çevreden gelen “spor yap, kitap oku, müzik dinle iyi olursun” gibi yorumlar, bu sınava bir yük daha ekliyor. Bu tür söylemler, menisküsü tamamen yırtılmış birine maraton koşmasını önermekten farksız. Bu ve bunun gibi kitaplar okunursa, yargılayıcı ve bilgisiz yorumlar azalır diye umut ediyorum.
TakıntılarOğuz Tan · Timaş Yayınları · 2025313 okunma
9/10
·136 syf.·
2026 76. kitabı
Kişisel gelişim klişeliği saçmalığından boğulduğum şu dönemlerde böyle bir kitap okumak ilaç gibi geldi. Modern kişisel gelişim kültürüne karşı yazılmış kısa ama etkili bir eleştiri olmuş. Kitap, okuyucuya sürekli daha mutlu, daha başarılı, daha üretken olma baskısı yapan anlayışı sorgulatıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucuya rahatsız edici ama düşündürücü sorular soruyor. İnsanlar günümüzde en iyisi, en başarılısı olmalı, iş değiştirmeli, yeni beceriler kazanmalı, pozitif düşünmeli, kısaca her koşulda en iyisi olmalı başlıkları altında koşturuluyor. Yazar ise bu baskının insanı özgürleştirmek yerine yorduğunu savunuyor. Bazen ilerlemek yerine durmak, her şeye “evet” demek yerine “hayır” diyebilmek ve sürekli değişmek yerine bazı değerlere sadık kalmak daha anlamlı olabilir diyor. Kulağa çağ dışı duran söylemler gibi geliyor değil mi? Yanıtımız ‘evet’ ise, biz de hız kültüründe kaybolmuşuzdur belki… Kişisel gelişim alanını tamamen reddetmesi nedeniyle bazı okurlara fazla sert veya tek taraflı gelebilir. Açık yüreklilikle bu kitabın yazılması ve yayınlanması çok yerinde bana göre, böyle bir kitaba ihtiyaç vardı kesinlikle. Ve tüm bu fikirlerin temelini Stoacılığa dayandırmış. Bu açıdan da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Peki ‘hız kültürüne’ karşı ne yapacağız? Yazar bunu 7 başlıkta açmış ve örneklendirmiş. Zaten ‘7 adım’ olması da, ‘Etkili insanların 7 özelliği’ ‘5 adımda mutluluğu bul’ tarzında kişisel gelişim klişelerine bir gönderme. :) Başlıklar: 1. İÇİNE DÖNMEYİ BIRAK 2. HAYATINDAKİ OLUMSUZLUKLARA ODAKLAN 3. HAYIR ŞAPKANI TAK 4. DUYGULARINI BASTIR 5. KOÇUNU SEPETLE 6. KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI YA DA BİYOGRAFİ YERİNE ROMAN OKU 7. GEÇMİŞE TUTUN
1000Kitap
Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz KalabilmekSvend Brinkmann · İletişim Yayınevi · 2020292 okunma
Reklam
Reklam