-Beyaz fil... sarayın aslanbazı Olev'le beraber ona öldürmeyi öğrettik, o da bugün öldürdü. İşte, ben sebep oldum.
-Kızma hayvana kendine de kabahat bulma savaşta kim masum kalır.
Bin bir menşeden gelirdi yeniçeriler. Kimi Anadolu evladıydı kimi Rumeli. Evvelki hayatlarını bir sandığa koymuş, anahtarını uzağa atmışlardı. Ama böyle fevkalade anlarda ölümle karşılaştıklarında, o sandıklar kendiliğinden açılır ve çocukluklarına, ailelerine dair hatıralar etrafa saçılırdı. Vaktiyle gördükleri ama toparlayamadıkları bir rüyanın kırık parçaları gibi.
İnanç ile şüphe, cesaret ile ödleklik, sadakat ile ihanet arasında bir eşikteydiler. Her an bir tarafa meyledebilecek bir hacıyatmaz olmuştu yürekleri. Savaştan bir önceki gece en derin kararsızlıkların yaşandığı en uzun geceydi.
Savaştan sonraki değil, önceki gecedir insanın ruhunda iz bırakan. Hani hala sen, sandığın insan iken, dünya alıştığın mekan. Bulaşmamışken henüz ellerine hiç tanımadığın kişilerin kanı, zihninde kimselere anlatamayacağını suçlar birikmemişken daha.