okudumbitti 250 syfYaklaşık üç sene evvel Ölü Zaman Gezginleri ile tanışmıştım Toptaş ile.O kitap bende büyük etkiler bırakmamıştı belki okuduğum yer etkiliydi belki de zamanı.Fakat Kuşlar Yasına Gider beni içine aldı sürükledi.Yazarın edebi kalemi ile ilgili çok bir şey söylemek istemiyorum şayet ne edebiyatçıyım ne de benim haddime değil.Çünkü kendisi hakkında "Yazarlık adeta bahşedilmiştir" gibi söylemler mevcut.Ben hikâyeyi çok sevdim çok da etkilendim.Kitapların adı,giriş cümlesi ve kapak tasarımları benim o eseri sevmem de baş faktörlerden.İşte bu üçünü de bu kitapta çok benimsedim.Şöyle diyor Toptaş giriş cümlesinde: "İçimdeki ses uzaklara çekilmişti."
Bu öyle bir cümle ki alıp sizi her yere götürebilir.Kısacık ama içi dopdolu.Ardından "Aylarca tek satır yazamadım bu yüzden,masada öylece oturdum durdum." diyor.Öyle bir hikaye okucaksın ki diyor sarsılacaksın,hayata karşı duracaksın düşünceler içinde dağılacaksın demiş adeta bizlere ki gerçekten de öyle oldu çünkü "Bir baba oğul hikayesi" okudum.Olayın örgüsü kadar Anadolu'nun ortasında geçmesi de beni çok etkiledi.Denizli Ankara yollarında gittim geldim.Hiç bilmediğim ve bu sebepten de utandığım güzide türkülerimizi dinledim.
Dinledim diyorum çünkü okurken dinliyorsunuz,hissediyorsunuz,yaşıyorsunuz.Kendimi o evladın yerine koydum acaba ben napardım diye.Aile büyüklerimizin,aile kavramımızın önemini bir kez daha anladım.Ve ecel ne zaman kapımızı çalacak, sevdiklerimiz nasıl ölecek,biz nasıl öleceğiz bir an bunları düşündüm.Hiçkimse ölüme hazır olamaz ama aslında bir o kadar da hazır da olabilir.Bu dünyadaki yaşamımız bizlerin büyük imtihanı umarım bu sınavdan layıkıyla çıkarız kitap dostlarım.#kızkızatoplandıkokuyuruz