• 1. Onu ‘Meriç’ yapan, hayatına damga vuran iki olay vardı. Biri ailesinin göç etmesi, diğeri görme duyusunu kaybetmesi. Onun yaşamındaki kırılma noktaları öyle hafife alınacak cinsten olmadı. İlk yaşadığı olay onu yalnızlığa iterken, diğeri intiharı düşündürdü.

    2. "Kasabanın çocukları hep korkunç. Bol bol dayak yiyor, hep hakarete uğruyorum. Şikâyet edeceğim kimse yok. Mektep bahçesinde çocuklar oynuyor… Ben yine yalnızım ve yabancıyım, yabancı yani düşman. Dilim başka ve gözlüklerim var… Kendimden utanıyorum."

    Çocukluğu ile gençlik yıllarını anlatırken şehirden gelen ve kendini yabancı hisseden Meriç' in tasvirleri yalnızlığını bize özetliyor.

    3. “Bu haksızlıklar gayyası” dediği dünyada sığındığı ve yalnızlığını paylaştığı biricik dostları ise kitaplarıydı.

    4. Cemil Meriç’in psikolojik ve toplumsal kişiliği üzerinde son derece etkili olan bu olaylar, onun kendini hep yalnız ve yabancı hissetmesine nedendir. Onun için tek çare “Reel dünyadan kitaplar dünyasına sığınmaktır.”

    5. Kitaplara “sevgililerim” diyen Meriç için yaşamının ilk yıllarından beri görme, en önemli sağlık sorunudur.

    Meriç'in yaşı ilerledikçe görme sorunu da artarak devam eder. Ve 38 yaşındayken, rahatsızlık çektiği gözlerini tamamen kaybeder.

    6. Türkiye ve Fransa’da çeşitli tedaviler görür ancak müdahaleler sonuç vermez. Ve artık hayatının sonuna kadar göremeyecektir.

    7. Genç yaşında gözlerini kaybeden Meriç, kızı Ümit Meriç’ in ifadesi ile “âmâlığına ‘ama’ diyen, âmâlığına ‘aman’ vermeyen bir insan” dı.

    8. Doğu ve Batı kaynakları ile taçlanan irfanı öylesine doluydu ki yazılarında, toplumların geçirdiği evreleri anlama ve açıklama çabasında anahtar öneme sahip kavramlar bulunuyordu; kültür, medeniyet, ümran, ideoloji, hars ve ekin.

    9. O, “ben bu kitapları bütün dünya nimetlerinden, çok defa vazgeçilemeyenden, vazgeçilemeyecekten feragat ederek bir araya getirdim” diyerek kitapların onun için ne kadar mühim olduğunu vurguluyor.
  • 339 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Cemil Meriç... Büyük bir fikir adamı, usta bir katil, becerikli bir silahşor. Neden katil? Öldürdüğü kimse yok belki, ama kalemiyle vurduğu yazar, öldürdüğü fikir, tüketmediği nass kalmamış. Kalemini bir silahşor gibi kullanan, tehlikeli yazar. Fikir adamı. Yalnız kovboy. Aynı zamanda adından bahsedilmeyen kör bir aşık. Aşık dedik, kime aşık? Kitaplara. Kitaplara, kelimelere, öğrenmeye ve araştırmaya sevdalanmış; kitap çölüne düşmüş Mecnun. Daima kitapların faziletinden, kutsallığından bahsetmiş, kitaplarda yaşamış, orda can vermiş. Kitaplar evi olmuş, arkadaşı olmuş, eşi olmuş. Aşık olmuş kitaplara, kitaplarda büyümüş. Kitap, kitap ve kitap. Cemil Meriç şu zamanda yaşasa tek söyleyeceği bu olurdu. Biz kitapseverlerin okuma konusunda örnek alması gereken başlıca kişidir Cemil Meriç.

    "Bu Ülke" kitabını, bu ülkede yaşayanlar okumalı. Kitap bizi, geçmişimizi, geleceğimizi, an be an anlatmış, sanki bir aynaya bakıyor hissi uyandırmış. Sık sık"aa, bu tam ben" "ulan adam tam da Türkiye'den bahsetmiş" "aynen katılıyorum, helâl" "bu cümle güzel, sosyal medya duymalı" gibi kendi içimizde cümleler kuracağımız bir kitap. Sadece Türkiye'yi, Türk toplumunu ve yazarlarını değil, aynı zamanda da birçok farklı devletin, yazarın can alıcı noktalarına değinen Meriç, okuyun örnek alın evlat! demek istemiş gibi. Muhteşem eseri evet okuyun, paylaşın, okutturun. Batı medeniyetine ve edebiyatına hayran olan kitapsever dostlarımın, Doğu medeniyeti, edebî ve ahlâkî değerlerinin ne kadar önde olacağını kabul edeceğini düşünüyorum. Özellikle okurken bazı kelimeler üstünde göreceğimiz yıldızlı işaretlerin kitabın sonlarına doğru "Kanaviçe" adlı bölümde açıklamaları verilmiş. Bu bölümü sık sık ziyaret ederek okumalısınız. Ayrıca Kanaviçe bölümüne eklenmemiş yazarlar, kelimeler olabilir. Bu yüzden internet erişiminiz olmalı, kitabı anlayarak okumalısınız.

    Bu kitabı bana dedem tavsiye etmişti, kendisi Meriç'in bütün kitaplarını okumuş ve araştırmış biri. Bana kitabı hediye ederken "bu kitabı bitir, sana balon alacağım" demişti. İlk torun olduğumdan mütevellit böyle komik(!) şakalar yapar, bu heyecan ile kısa sürede bitirmiştim kitabı.

    Cemil Meriç hakkında paylaşmak istediğim bir başka hikâye de edebiyat öğretmenimden;
    "Cemil Meriç görmekte zorlanmaya başladığı zaman doktor ona kitap okumaya devam edebilmen için lâmbanın masaya daha yakın olması gerektiğini söyler. Meriç lâmbayı alçaltmanın maliyetini hesaplandıktan sonra, bu miktarın bir kitap parası ettiğini fark eder. Bu parayla kendine yeni bir kitap alır ve masasının üstüne bir sandalye koyarak okumaya devam eder"
    Bu kitap aşkı olduğu için Meriç çok ayrı ve çok özel bir yazardır.
    Bir yazar için olabilecek en kötü şey gözlerini kaybetmektir, değil mi? Gözleri görmeyen bir yazar, araştırmacı, okur. Çok çaresiz bir cümle gibi sanki. Kanadı olmayan bir kuş, kokusu olmayan bir çiçek misali, gözleri göremeyen bir yazar artık yazar olamaz. Tabiî bu bizim düşüncemiz. Henüz genç yaşlarında gözlerini kaybeden Cemil Meriç hiçbir zaman okumaktan/yazmaktan vazgeçmemiş. Birçok eserini gözlerini kaybettikten sonra vermiş ve bu azmi sonraki nesil yazarları için de örnek olmuş.

    Uzun lafın kısası, Bu Ülke okunmalı. Okunmalı, içinde kaybolunmalı. Kitaplara aşık olmalı, her birimiz bir Cemil Meriç olmalı. Herkese şiddetle tavsiye edeceğim bu kitabı mutlaka okuyun!
    Keyifli okumalar demeden de önce kitabı okurken yanınızda Nescafe 2'si 1 arada olmalı, tavsiyemdir. Nedense çok güzel bir tat verdi kitaba ben okurken.(Nescafe zorunlu kamu spotu)
    Keyifli okumalar...