Gürültünün pençesinden yeni kurtulmuş şehir insanlarını muhteşem bir sessizlikle ilk cömertliğini gösteriyor orman. Bütün seslerden yalıtılmış korkutucu bir sessizlik değil bu. İçine yaprak, rüzgâr ve su sesi katılmış özel bir karışım.
Ne kadar uzağa gitsem de peşimden gelecek çünkü. “Bu şehir arkandan gelecektir,” demiş Kavafis, aldırma. Peşimizden gelecek olan kendi sesimiz. Gelecek, ellerimi kulaklarımdan ayıracak ve daha önce onu duymamak için attığım çığlıkları kuma yazılan yazıyı silen dalgalar gibi yok edecek. Söz dalgalarındır, kumun değil. Bir kez kanımıza karıştı mı sesimiz kalbimiz başka türlü atar. Gözlerimiz başka şekilde bakar. Ellerimiz başka şekilde tutar.