İnsanlar, ekranla çok fazla haşır neşir oldukça, kitap okuma melekelerini kaybediyorlar. Dışarıda o kadar gürültülü, o kadar aksiyona dayalı bir âlem var ki, oturup sakin sakin düşünmeyi, tefekkür etmeyi, Allah'la beraber murakabeye dalmayı, onu düşünmeyi, geçmişi sorgulamayı hayal bile edemiyoruz. Gürültülü hayata ne kadar katılırsak, o imkânı o kadar kaybediyoruz. İnsanın bir uzlet mekânı, kaçıp sığınacağı bir kovuk bulması lazım kendine. M. Kemal Sayar
Martin Lings’in ‘Onbirinci Saat’ kitabından kayda geçsin diye not düştüğümüz birkaç satır: “İyi insan, bırak kendine acımayı ve yaşadığın dünyadan sızlanmayı! Sen, zalimler arasında yer almayı seçmediğin için, zaten mükafatını almış değil misin?”