“Maurice, yüreğimde gerçekten bir cururu kurbağası olabileceğine inanıyor musun? Bana biraz garip geliyor da.”
-“Neden inanmayayım? İnsan hayatta ne çok şeye inanıyor. Üstelik bütün düşlerin gerçek olduğu bir yaştasın.”
“Savaşçı, her olayın arkasında öğrenilecek bir gerçeklik olduğunu bilir ve her olaya bir öğrencinin keşfedici gözüyle bakar. Bu göze ‘gözlemleyen bilinç’ diyoruz.”
“Attila İlhan’ın bir şiirini anımsadım. Değil anne adayı bir mandanın, cansız olanın bile duyguları var, anısı var, hakkı var, düşüncesi geldi aklıma.”
“Neden okula gitmek zorundayız?
Uygar bir insan olmak için okula gönderiliriz -toplumun sağlıklı ve yararlı bir üyesi olmak için.- Bu konuda bir seçeneğimiz yok. Uygarlığın üstüne oturduğu temelleri orada öğrenir ve uygar bir toplumun sağlıklı olarak işlemesine bu şekilde yardımcı oluruz.”
Fulghum’un dediği doğru. Eğitim uygar bir toplumun temel değerlerini, bilgi ve becerilerini gelecek kuşaklara aktaran en önemli kurum. Ama Türkiye’de eğitim, değerler bilinci yoksunu.