Zorba , insan olmanın tüm çıplaklığıyla yüzleştiğim, okurken hem deniz kokusunu hem yaşamın ağırlığını hissettiğim bir roman oldu. Zorba’nın hayata tutkuyla bağlı, her şeyi sonuna kadar yaşayan hali; anlatıcının içe dönük, sorgulayıcı dünyasıyla tezat gibi görünse de, aslında insanın iki yarısını tamamlıyordu. Bir yanımız deli Zorba, diğer yanımız düşünen, erteleyen, korkan patron. Beni en çok etkileyen şey, Kazancakis’in hayatın anlamını ararken ulaştığı basit gerçek oldu: mutluluk bir bardak şarapta, denizin uğultusunda, basit bir sofrada gizliydi. Zorba’nın “Hayat beladır, ölüm değil” deyişi, yaşamanın aslında mücadele olduğunu da hatırlattı.
Roman bittiğinde beri onu zaman zaman özlüyorum. Okurken sadece bir karakteri değil, kendi içimdeki iki yanımı da keşfetmiş oldum. Zorba’nın özgürlüğü ve tutkusu, patronun ise sorgulayan, ölçen tarafı. Sonunda roman, sadece bir hikâye değil, kendi içimde bir yolculuktu. Zorba’nın yaşam sevgisi, özgürlüğü ve cesareti hâlâ içimde bir yerlerde yankılanıyor. Nikos Kazancakis
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma