Ömer F.

O kadar haklı ki...
İçimizde hem zekaya hem aptallığa, hem komikliği hem sıkıcılığa, saygıdeğerliğs ve silikliğe dair izler taşıyoruz. Ve böylesine dalgalanabilen karakterlerimizle biz, o anda ne kadar önemli olduğumuz sorusunun yanıtını tamamen toplumun takdirine bırakıyoruz. Toplum üyelerinin bizi o anda hor görmesi içimizdeki olumsuz değerlendirmeleri, bir gülümseme ya da iltifat ise olumlu değerlendirmeleri ortaya çıkarıyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1939'dan beri hiçbir şey değişmemiş...
Bizde muharrirler pek az kazanırlar. Geçinebilmek için birçok ihtisas mevzularında yazı yazmağa ve hergün yazmağa mecburdurlar. Gazeteler hâlâ kaliteyi değil, yazı miktarını tediye ediyorlar.
Bir yabancı dilin emrinde kalmakla bir yabancı orduya köle olmak arasında fark yoktur.
Aradığım tespit...
Kelimeleri yaratan ve yaşatan, san'atkârdır. Dilcinin rolü, edebiyatçının bulduğu, sevdiği, kullandığı ve içine taze bir hayat üflediği dili muayene ettikten sonra kaidelerini tesbit etmektir. Zira, kaideden hayat değil, hayattan kaide çıkar.
Günümüzde, İngilizceyle devam eden...
Memleketimizde bulunan ecnebilerle Fransızca konuşmak modası hâlâ yaşıyor. Bunu bir meziyet telâkki eden züppenin mantığı nedir? Bir ecnebi dili bilmekle öğünmek. Vakıa bu iftihar edilmeyecek şey değildir; fakat bu züppelerin çoğu yalnız ecnebi dili bilmekle değil, Türkçeyi fakir ve hakir görmekle de öğünürler. İçlerinde münevverlerimiz de vardır.
Sayfa 14·Kitabı okudu