Habibe

Böl, Parçala, Yönet = ÇİN
10/10
·256 syf.··
2025 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 22:47
Zorlu geçen bir yolculuk, zor bir coğrafya. Türk için hep zor olan bir coğrafya... Kızıl Elması hep ileri olan bir millet batıya doğru gittikçe ardına bakmaz olmuş. Yalnız bırakılan, türlü oyunlarla devleti parçalanan, şahsiyetleri yok edilen, her türlü değer yargıları komünizmin demir yumruğunda eriyen bir millet var. Uygur Türkleri! Yazarın, kitabını Türkiye'de yayımlaması bile ciddi şekilde engellenmeye çalışılmış. Her türlü zorluğun olduğu Doğu Türkistan Seyahati ise kitabında ayrıntılı bir biçimde aktarılıyor. Yıllardır Çin tarafından Uygurlar'a sistematik bir biçimde zulmedildiğini bildiğim halde, çeşitli oturumlara katıldığım halde kapsamlı olarak bilmiyormuşum anavatanım olan Doğu Türkistan'ı. Ne Yarkent'ten haberim varmış ne de havası puslu, sokakları kuşkulu gözlerin izlediği, güven ve emniyetin olmadığı Hoten'den... Gulca, Kaşgar, Urumçi, Turfan... Toplama kampları, aile içine dahil edilen "Çinli kardeş" casusları; duanın, ibadetin yasaklandığı, camilerin birer birer yok edildiği, Uygur kızlarının zorla Çinlilerle evlendirildiği, kardeşin kardeşe düşman edildiği, en küçük iletişimin her an denetlendiği, kameralarla ve casuslarıyla mahrem alanların bile gözetlendiği, mezarlıkları yıkıp otoparklara çevirdikleri, meftalarını yakmalarını istedikleri bir devlet, Çin. Ve evet bir İ*rail kadar ZALİM... Ama İ*rail'den daha sinsi. Ve yalnız bırakılan, unutulan belki de görmezden gelinen bir millet var. Uygurlar! Soydaşlarımız! Din kardeşlerimiz! Her anlamda bağımızın olduğu ve bu bağdan dolayı sorumlu olduğumuz kardeşlerimiz. Dünyanın süper güçlerinden biri olan bir ülkenin demir yumruğu altında feryatları bastırılmış bir millet var! Bu milletin sesi olmak için Taha Kılınç gitti, gördü ve duyurdu. Keşke bizlerde geçmişteki gibi akınlar düzenlesek ve
1K
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,099 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·208 syf.··
2025 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 23:37
"Babam bir bahçıvandandı. Şimdi bir bahçe." diye başlıyor kitap. İlk satırdan itibaren anlıyor insan gözyaşlarına boğulacağını. Ki öyle de oluyor. Bulgaristanlı yazarın bahçıvan olan babası ve onun ölüme yürüyüşünü okuyoruz. Meyve ağaçlarının, çiçeklerin, domates, biber ve türlü türlü bitkilerin içinde kanseri yenen, pandemiyi atlatan ama yine de ölümün çelmesine takılan babası.... "Babam günleri için pazarlık yapıyor." cümlesiyle ince bir sızı bırakıyor kalbimde. Mesleğim gereği birçok ölüme şahit olsam da, yazarın dediği gibi "İnsan ebeveynini hayalinde defalarca defeder." gerçeğine takılsam da, her ölüm insanı aniden vuruyor... Ve ister istemez kitabı okurken bahçedeki bir anda benim babam oluyor. Çok öznel bir yaklaşım gibi olabilir ama benim babam da bir bahçıvan. İki gün önce ormanda kestane topladık birlikte. Toprağı da topraktan çıkanı da çok iyi bilir. Ve bir gün toprak olacağını da... Bende biliyorum ancak buna hazır olmanın imkansızlığıyla yüzleşmenin derin kederini yaşıyorum. En nihayetinde insan olmanın ve geleneksel bağlamda yakın kültürlere sahip olmanın getirmiş olduğu etkiyle ciddi bir bağ kurdum yazarla. Uzun zaman sonra sessizce ama derinden ağlatan bir kitap okumamıştım. "Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gördüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimse yok."
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Anlayamamak ve Yabancılaşmak
10/10
·159 syf.··
2025 12. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 17:52
İnsanlarla bağ kuramayan, çabalayan ama özellikle ailesi tarafından çabasına karşılık bulamayan ve yalnızlıkla birlikte kendine dahil her şeye yabancılaşan bir karakterin hikayesi İnsanlığımı Yitirirken. Japon edebiyatını az çok okuduğum kadarıyla bir genelleme yapacak olursam; maskelerle yaşayan, birbiri ile yakın ilişkide bulunmayan, gölge yanlarını gizli tuttukları müddetçe o gölgelerde var olmanın keyfini çıkarmaya çalışan bir toplum olarak değerlendirebilirim. Yozo da böyle bir karakter fakat bunu içselleştirmeyen, samimi bir dürüstlük arayan, bulamadıkça da bataklığa saplanan biri. Kendine "soytarı" demesi ve ömrü boyunca toplumun ona biçmiş olduğu rolü farkında olarak oynası da bu düşüncelerimi destekliyor. Aslında kendi üzerinden bir toplum eleştirisi yapıyor. Soytarı yalnızca kendisi değil etrafındaki herkes çokyüzlü riyakarlar ordusu, hepsi birer soytarı... Hiçkimseye hayır diyememesi, iradesini bir türlü kullanmaması, her şeyden özellikle insanlardan korkması onu ele geçiren güvensizlik duygusunun eseri. Kimseye karşı güven duymaması ise herkesin ikiyüzlü davranışlar sergilediği bir ortamda hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğuna dair kararı bir türlü veremiyor olmasına bağlıyorum. İyi ve kötüye, doğru ve yanlışa dair karar verememek, güven duyamamak insanın var olabilmesini de pek mümkün kılmıyor. Ve neticede ya bir ölü gibi yaşıyor ya da bir gerçek bir ölü oluyor... Çok beğendiğim ve etkilendiğim kitaplardan biri oldu. Fakat esere değil de okuma kültürüne dair bir eleştiride bulunmak istiyorum. Manga ve anime çılgınlığı sebebiyle 10-18 yaş arası çocukların Japon edebiyatına dair merakları onları böylesine ağır depresyon, alkol, uyuşturucu, fuhuş gibi sıkıntılı şeyleri içeren kitaplara itiyor. Oysa 20 yaşından küçük kimselerin bu tarz eserler okumasını
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Tokyo Manga · 202360,1bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2024 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2024 20:32
Düşmek, düşlemek, yenilmek, yenilenmek... Hayat yıkıcılığıyla var oluyor, yeniden yaratılıyor. Düşlediğimiz birçok şeyin düşüşüyle, kayıp gidişiyle varlığımız anlam kazanıyor, olgunlaşıyoruz. Peki ya insan ruhunda geri dönüşü imkansız hasarlar bırakan kıyametin, aşkın, hayatın onulmaz döngüsünde bıraktığı izleri nasıl yorumlamalı? Benno ve Adine. Biri öksüz-yetim hayata tutunabilmek için katı kurallarıyla daima çalışan, sabit yıkılmaz sanılan bir dağ, diğeri uçarı, duygularıyla hareket eden, savrulan bir rüzgar... Eser feminist bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde erkek egemenliğine, toplum baskısına ve kabul gören değerlere başkaldırı, direnç, karşı koyuş olarak okunabilir fakat temelinde özellikle erkeğin değişmeyeceğine dair olan saplantılı bir düşünce mevcut. Kadının kendi olarak vâr oluşu. Ama yalnız. Oysa hayat ne dünden ne de bugünden ibaret. Değerler, düşünceler, eşyalar, hadiseler ve en önemlisi insanlar da öyle. Ezelden ebede akan hayat nehrinde iki kere yıkanmak imkansız. İnsanlara değişebilme ihtimallerine dair zaman tanımak, buna inanmak ve bu inancı göstermek umudu ve mutluluğu diri tutar zannımca. Arayışlar sabit ön kabulleri reddetmeli. Üretkenlik içinde bulunduğumuz ruh halini koruyarak gerçekleşmez. Her an değişmek, dönüşmek tabiatın kanunudur. Benno insanın insan olma yolculuğunda düşe kalka ilerlemeyi, Adine ise düştüğü yerden kalkmamayı, olduğu yerde kalmayı, durağanlığı tercih eden biri. Bu ikisi arasında yitirilen çok şey var. Fakat hayat aktığı müddetçe kazanılacak çok daha fazlası var. Şiddetle tavsiye ederim.
Edebiyat
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
10/10
·183 syf.··
2024 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 14:56
Bilim, teknoloji, biyoteknoloji, kapitalizm, öjeni, gen ve onun ötesinde bu çağın insanına dair çarpıcı gerçeklerin yer aldığı bir eser Yeni İnsan. İnsana ve hayata dair çok şeyin bildiğini ancak bilinenlerin insana ne gibi bir son hazırladığına dair okuru sorgulatıyor sevgili yazar. İnsan neydi, ne oldu ve ne olmak istiyor? İnsan Neslinin dair okuyacağınız satırlarda siborglar, genetik müdahaleler, yapay organlar ve daha fazlası. Bilim kurgu değil, aksine farkında olmadan yaşadığımız her şey bu kitapta. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Yeni İnsanNazife Şişman · İnsan Yayınları · 2020224 okunma