Okuduğum ilk otobiyografi olan bu kitap, dünyada yaşam mücadelesini büyük bir azimle sürdüren,gitmek istediği yerler, vakit geçirmek istediği insanlar, gerçekleştirmek istedikleri hayalleri olan ne kadar fazla insan olduğunu gösteriyor. Bazı insanlar için oldukça basit görünen dışarı çıkıp yürüyüş yapmak bile bazıları için tedavi sürecini hızlandırmasına sebep olan bir motivasyon kaynağı.
Birçoğumuz baskın olmayan eli ile doğru düzgün yazı yazamazken, gayretine hayran kaldığım Christy Brown sol ayağıyla kitap yazmış. Küçük yaşta aile sevgisi ve desteği görmeyen çocuklarda, ilerki yaşlarda psikolojik sorunlar gözlenebilir. Eğer Christy Brown böyle bir aileye özellikle de her zaman sabırla ve şefkatle yanına duran böyle bir anneye sahip olmasaydı, her şey çok farklı olabilirdi.
Tabii ki aile önemli ancak her şeyi buna bağlayamayız. Brown’un ne olursa olsun kafasında bir hayal belirleyip o hayalin peşinden koşmak için varını yoğunu ortaya koyan bir kişiliğinin olması beni çok etkiledi. Ne zaman hayaline bir adım daha yaklaşsa bir dostummuş gibi onun adına gururlandım. Fizyoterapistleri, onunla ilgilenen doktorlar, yazmasında yardım eden Dr. Robert Collis gibi isimlerin de tabii ki hayatında büyük etkileri var.
Bence hayatında etkili olan bir diğer şey ise gittiği ve tedavi gördüğü kurumlar. Çünkü hayatta herkesin normal ve bir tek kendisinin farklı olduğunu düşünüp kendi köşesine çekilen Brown, bu yerlere gidip kendisi gibi büyük umutları olan ve bunu adına çabalayan insanları görünce, dünyada tek olmadığını hatta ondan daha kötü durumda olan kişilerin olduğunu anladı. Klinikte doktorların ona gösterdiği şevkat, kendisine sadece acıma ile değil, sevecenlik ve yardım duygusuyla yaklaşan insanların da varlığını gösterdi.
İçinde hep duygularını
“Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.”

“Padişah ve halife olan kişi, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümet de aynı durumda. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlıklar ve belirsizlikler içinde olup bitecekleri beklemekte.