Cansu Ç

ilham verici bir otobiyografi
9/10
·160 syf.··
2025 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 13:49
Okuduğum ilk otobiyografi olan bu kitap, dünyada yaşam mücadelesini büyük bir azimle sürdüren,gitmek istediği yerler, vakit geçirmek istediği insanlar, gerçekleştirmek istedikleri hayalleri olan ne kadar fazla insan olduğunu gösteriyor. Bazı insanlar için oldukça basit görünen dışarı çıkıp yürüyüş yapmak bile bazıları için tedavi sürecini hızlandırmasına sebep olan bir motivasyon kaynağı. Birçoğumuz baskın olmayan eli ile doğru düzgün yazı yazamazken, gayretine hayran kaldığım Christy Brown sol ayağıyla kitap yazmış. Küçük yaşta aile sevgisi ve desteği görmeyen çocuklarda, ilerki yaşlarda psikolojik sorunlar gözlenebilir. Eğer Christy Brown böyle bir aileye özellikle de her zaman sabırla ve şefkatle yanına duran böyle bir anneye sahip olmasaydı, her şey çok farklı olabilirdi. Tabii ki aile önemli ancak her şeyi buna bağlayamayız. Brown’un ne olursa olsun kafasında bir hayal belirleyip o hayalin peşinden koşmak için varını yoğunu ortaya koyan bir kişiliğinin olması beni çok etkiledi. Ne zaman hayaline bir adım daha yaklaşsa bir dostummuş gibi onun adına gururlandım. Fizyoterapistleri, onunla ilgilenen doktorlar, yazmasında yardım eden Dr. Robert Collis gibi isimlerin de tabii ki hayatında büyük etkileri var. Bence hayatında etkili olan bir diğer şey ise gittiği ve tedavi gördüğü kurumlar. Çünkü hayatta herkesin normal ve bir tek kendisinin farklı olduğunu düşünüp kendi köşesine çekilen Brown, bu yerlere gidip kendisi gibi büyük umutları olan ve bunu adına çabalayan insanları görünce, dünyada tek olmadığını hatta ondan daha kötü durumda olan kişilerin olduğunu anladı. Klinikte doktorların ona gösterdiği şevkat, kendisine sadece acıma ile değil, sevecenlik ve yardım duygusuyla yaklaşan insanların da varlığını gösterdi. İçinde hep duygularını
Duygu ve Düşünce
Sol AyağımChristy Brown · Nora Kitap · 201894,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
7/10
·128 syf.··
2024 1. kitabı
İnternetteki yorumlardan da faydalanarak yorumlayacağım kitabın ana karakterinin ismi verilmemiş. 15 yaşındaki çocuk, kemik veremi hastasıdır. Çocuk bu acıyı yedi yıla aşkın süredir çekmektedir. Birçok kez ameliyat olmasına rağmen kesin bir çözüm bulunamaz. Bacağını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan çocuk ;hasta olan bacağını yalnız vücudunun değil, ruhunun da bir parçası olarak görür ve bacağı kesilirse ruhundan da bir parça gideceğini düşünür. Yaşar Kemal Peyami Safa Kahramanımız bir köşke gider. Bu köşkte küçüklüğünden tanığı Paşa ve Nüzhet vardır. Nüzhet 19 yaşındadır. Çocuk köşkte kaldığı sırada Nüzhet’le aralarında bir yakınlaşma olur. Ancak Nüzhet’in ailesi kızı, Doktor Ragıp ile evlendirmek istemektedir. Kitap, kısaca çocuğun hastalığı ve aşkla mücadelesini anlatıyor. Kitap akıcı ilerledi ama sonu bence havada kaldı ve tatmin etmedi. Kitap, yer yer dönemin olgularına da değinmiş. O zaman insanların bölünmüşlüklerini, Türklük fikrinin ne durumda olduğunu, aslında Türkçenin ne gibi yozlaşmalardan geçtiğini de görmüş oluyoruz.Örneğin, çocuk ve Paşa’nın bir sohbetinde yaşadığı çatışmanın nedeni, Fransızca kelimeler kullanmanın aydın-eğitimli sayılması fikrinin, zıt görüşlere sahip olmasıydı. Bu çatışmadan sonra evde bir huzursuzluk olmuştu ve çocuk, etrafındakilere karşı kendini yabancı hissetmeye başlamıştı. Etrafındaki onunla konuşan, onu eğlendiren kişiler kaybolduğunda ise hastalığı ona daha çok acı vermeye başladı. Daha çok acı vermesinin sebebi hastalığın ilerlemesi miydi bilmiyorum ama bence nedeni, etrafındakilerden uzaklaşıp kendi hayal dünyasında kaybolmasıydı. İnternetten edindiğim bilgilere göre, alt metinde bulunan otobiyografik öğeler şu şekilde: Peyami Safa da sağ kolunda kemik veremiyle mücadele etmiş. Kitapta geçen şu cümle, kendinden bahsettiğini
1000Kitap
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma