ceydanur

ceydanur
@okuyanceyda
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 12:33
   Nermin Yıldırım'ı daha önce dergilerde okumuş, adını çok kez duymuştum. Ama okuduğum ilk kitabı oldu.    Unutma Beni Apartmanı. Baş kahraman Süreyya. Ne aradığını bilmeden arayan Süreyya. İnsanlara ve mekanlara bağlanmaktan korkan, bağlanacağını hissettiği zaman kaçan Süreyya. Kitabın akışını, karakterlerin hikayesini çok sevdim. Zaten o kadar çok şeye değinilmiş ki kitapta mutlaka sizi etkileyebilecek bir şeyler bulabiliyorsunuz. Ayrıca başkahraman bir yazar olduğu için roman içerisinde roman okuma fırsatımız da oluyor. Bu sayede iki üç karakterin daha hayatına tanıklık etmiş oluyoruz. Özellikle o kısımları okumak çok keyifliydi. Yazar ülkemizin siyasi tarihine ve dünya tarihinde yaşanan önemli olaylara çokça değinmiş. Şu dönemde okumamdan sebep beni en etkileyen kısmı depremler hakkında yazdıklarıydı. Çünkü ülkemizin tarihinde yaşanan depremlerin neredeyse hepsinden bahsetmiş. 99 depremine İstanbul'da yakalanmış başkahraman aracılığıyla depremde neler yaşandığını anlatmış. Bu konuyla alakalı şu alıntıyı da eklemek isterim. "Zaman, mekan ya da depremin şiddeti değişse bile insanların içine düştüğü çaresizlik hiç değişmiyordu." Ve en sevdiğim alıntıyla da yazımı sonlandırıyorum. "Herkesi bir yere getiren ve orada kalmaya gönüllü kılan yahut zorlayan bir sebep olduğuna inanıyordum bazen. Hiçbir şeyin tesadüf olmayışı, kuşkusuz tesadüf değildi."
Edebiyat
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20176,1bin okunma
Reklam
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2022 20:56
   Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacağına eminim. Okurken asla sıkılmadığım, her cümlesinden fazlasıyla etkilendiğim ve hepsinin altını çizmek istediğim bir kitaptı.    "En açığıyla en koyusu arasında mor, fazla açık fazla kapalı. Fazla modern fazla muhafazakar. Renkler içinde bağımsız ülke, mor. Renkler içinde tutsak ülke, yine mor." diyor Nazan Bekiroğlu s.118'de.. Tüm bu zıtlıkları bir arada bulundurduğu için mor rengi seçtiğini düşünüyorum. Çünkü kitapta da çokça zıtlık birlikte işleniyor. Bir denemesinde susmanın gücünden bahsederken diğer denemesinde sözün güzelliğini anlatabiliyor. Ama öyle güzel yazıyor ki her ikisinde de mutlaka sizi ikna ediyor.    Kitapta hoşuma giden bir başka şey de denemelerinde çokça başka kitaplara ve yazarlara atıfta bulunmasıydı. Her birini not almaya çalıştım ve Nazan Bekiroğlu'dan bir tavsiye olarak kabul ettim. Mutlaka konularına bakacak ve ilgimi çekenleri okuyacağım.    "Kuşkusuz satır altlarını çizerek okuma bir yazara yapılacak en büyük haksızlık. Onun çizdiği güzergâhın dışında bir yolculuk. İşaret ettiğinin dışında bir fark ediş. Bir yanlış anlama dahası. Ama aynı zamanda bir yazara verilebilecek en büyük armağan da satır altlarını çizerek okuma. Eco diyor ya; bir yazarı mutlu edebilecek şey, metninde kendi düşündüklerinin fark edilerek okunmasıdır; bundan daha fazla mutlu edebilecek bir şey ise yazdıklarında kendi düşünmediği ama okuyucu tarafından önerilen şeylerin varlığını fark etmesidir, diye. Kim kendi hikâyesinden aynı sözcüklerle farklı ve yeni bir hikâye çıkarılmasına itiraz edebilir ki?" diye bir alıntı geçiyor s.95'te. Yazara haksızlık mıdır, armağan mıdır bilmiyorum ama cümlelerinden o kadar çok etkilendim ve o kadar çok yerin altını çizdim ki...    Kitabı mutlaka tavsiye ettiğimi
Edebiyat
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,171 okunma