Kendimize ve dünyaya paranın merceğinden baktığımızda neleri kaçırmış oluyoruz? Dünyaya etkin bir biçimde katılmaya sırt mı çeviriyoruz? Sağduyumuzu ve duygusal dünyamızı bir kenara mı itiyoruz?
İnsan, geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve "düşünceden yoksun" yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur.
Kadınların ezelden beri bildiği kainat dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olarak değişmeye başlamış olacaktır.
Hayat ucuza çıkarılmak istendiğinde yaşanan hikayesizlik, kaçınılmaz olarak üretilmiş sorunlarla doldurulmak zorunda. Hayatın içine daldığımızda yaşanan trajediler ise zamanla tecrübeye dönüşebiliyor, acıtmış olsalar da, bir şeyler götürmüş olsalar da insana bir şeyler katarak.