“Bazı insanlar kötülüğü seçmez,kötülüğün içine doğar.İnsan bazen karanlıkta kalır,herkes güneşe çıkamaz”
Son sayfasına kadar gizemini koruyan bir polisiye okumak ister misiniz?Hadi buyurun!
Sizce.. Adaletin olmadığı/geciktirildiği ya da sağlanamadığı durumlarda kişi kendi adaletini aramalı mı? Ya da..
İntikam,yaralanmış bir ruhun adalet arayışı mı,yoksa adaletin kılığına bürünmüş başka bir haksızlık mıdır?”
20 yaşında gencecik bir kız,Zahide..Evinde ölü bulunur.Eşiyle tartıştıktan sonra evini terk etmiş ve ailesinin evine gitmiştir.Üvey babasının durumu polis ekiplerine bildirmesiyle Zahide’nin kocası sorguya alınır ve nihayetinde tutuklanır.Gerçek bu mudur acaba?Yoksa görünenin altında başka şeyler de var mıdır?Bu olay,daha başka olayların ilk halkası olabilir mi?
İstanbul’un karanlık ve tekinsiz sokaklarından Anemas Zindanlarına uzanan cinayetler serisi.. Kurbanlarının bedenlerinde kusursuz simetriyle açılmış kesikler bırakan,tarihe ve sanata göndermeler yapan bir katil.Ve onu bulmak zorunda olan Efsun başkomiser ve cinayet masası ekibi..
Efsun Başkomiser ne kadar uğraşsa da bir şeyler hep eksik kalır.Bulmacanın parçalarını çözdükçe yeni parçalar eklenir.Katilin bıraktığı gizli mesajları ve detayları çözmek imkânsız hale geldiğinde yıllar önce güçlü bir büyüğün oğluna ayrıcalık yapmadığı için görevinden uzaklaştırılan eski cinayet başkomiseri Cenk düşer aklına Efsun’un.Ve birlikte bu olayın dehlizlerine girdikçe olayın basit bir seri katilden farklı olduğunu,her şeyin geçmişle bağlantılı olduğunu fark ederler.
Yirmi yıl önce yaşanan bir travma,birini nasıl böyle planlı bir intikam makinesine dönüştürür?
Katilin kim olduğunu tahmin etsem de kitabın sonuna kadar hep bir acaba şüphesi benimleydi.Bütüne,adım adım tüm puzzle parçalarını toplayarak ulaşabileceğiniz