9/10
·600 syf.··
2026 34. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:26
Daha fazla kaos olamaz diyorum, sonra yazarlar gelip çıtayı arşa çıkarıyor. Bu kitapta sırlar ortaya dökülüyor, dostluklar sınanıyor.. Kendimi sürekli bir bölüm daha okuyayım derken buldum. Entrika, ihanet, romantizm ve aksiyon öyle güzel harmanlanmış ki kitabı okurken adeta Solaria'da yaşıyormuş gibi hissettim. Bazı karakterlere sarılmak, bazılarını ise akademiden aşağı yuvarlamak istedim. Bazı sahnelerde karakterler arasındaki çekim o kadar iyi yazılmış ki sayfaları çevirmek imkânsız hale geliyor. Ancak beni asıl etkileyen şey, bu sahnelerin hikâyeye ve karakter gelişimine hizmet etmesiydi. Romantizm, entrika ve kaos bir araya gelince ortaya tam anlamıyla bağımlılık yapan bir kitap çıkmış.Eğer karanlık fantastik dünyaları, güçlü karakterleri ve sizi sabaha kadar uyutmayan kitapları seviyorsanız, Zodyak Akademi sizi de pençesine alacak. Şimdi beni affedin, çünkü bu seriden çıkamıyorum Hesaplaşma Caroline Peckham Susanne Valenti
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 202685 okunma
Kaybetmediğini mi sanıyorsun?
Puan vermedi·144 syf.··
2026 7. kitabı
Gazali...Sizi dürtüyor, nereye yöneldiğinizi görmenizi sağlıyor. Sizi iyi bir insan, dinine bağlı biri yapmaya çalışmıyor ama o yönde ilerlediğinizi sanıyorsanız eylemlerinizi, niyetinizi sorgulatıyor. Size hesap sormuyor ama emin olduğunuz her şeyi bir kere daha akıl ve kalp süzgecinden geçirmek zorunda kalıyorsunuz. İyi niyetiniz sizi rahat mı hissetiriyor? Gazali'ye göre öyle değil. Diliniz ile kendizi ancak aldatırsınız amelleriniz ile örtüştürmediğiniz sürece aksi halde niyet perdesi ile kendinizi kandırırsınız. Gaflet halinden kurtulmak için, kısacası uyanmak için, sürekli sorgulama gerekir. Kendini tam ve doğru yolda gören kimse muhasebeyi bırakır kendiyle yüzleşmez ancak kalp sürekli gözetim ister. Kalp ve akıl karşılaştırması da kitapta değinilen konulardan bir tanesi. Gazali'ye göre kalp ve akıl çatışmaz ama ikisinin de kendi sınırları vardır. Aklın ulaşamaycağı yerlerde kalp devreye girer yani akıl gerçek bilgiyi elde etmede tam bir ölçü olamaz. Aklın durmasının gerektiği yerler vardır ama bunun anlamı bilginin eksikliği değil o noktada kalbin devreye girmesidir. Orada yönelme başlar. Kalp bildiklerinin seni neye dönüştürdüğünün ağırlığını taşır. Peki insan nasıl kaybeder? İnsan yavaş yavaş kaybeder. İnsan kendinden emin olduğunda kaybeder çünkü orada uyanıklık gevşer, sorgu azalır. Ayrıca insan bilgisi artmasına rağmen onu amelinde göstermediğinde de kaybeder. Son olarak, kendisinden aşağıdakine bakıp güvende hissettiğinde de gaflete düşer ve rahatlar. Ve insan kendini kaybettiğinde, kazandıklarının hiçbir önemi kalmaz.
Düşünce
İnsan Nasıl Kaybeder?İmam Gazali · Destek Yayınları · 2026214 okunma
Reklam
Puan vermedi·406 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
"İnsan , düşleri öldüğü gün ölür. Daha güzel düşlerim olsun istedim, normal yaşantıma dönmek istedim. Abraskalar yokmuş gibi bir hayat istedim." Herkese Merhaba Korku, gerilim ve fantastik öğelerle harmanlanmış bir kitapla sizlerleyim. İlk sayfadan itibaren kurgunun içindeymiş gibi bir anlatıma sahipti. Son sayfaya kadar neler olacak diye düşünürken kitap en merak uyandıran yerde bitti. Bir an önce devamının gelmesini bekliyorum. Lahan kentinde insanların gece olunca dışarı çıkması çok tehlikeliydi. Abraska denen yaratıklar kenti sarmıştı. Dışı olanlar erkek, erkek olanlar ise kadın kurbanlar seçiyordu. Polis teşkilatı ise olayları üstünkörü bir açıklama ile kapatmaya çalışıyordu . Haber muhabirliği yapan Priscilla bir gece Abraska görür ve saldırıya ugramaz. Onlar hakkında bilginin az olduğunu düşünerek haber yayınlar . Yapılan haber polis teşkilatının ve gazetenin tepkisini çeker. Gündemi değiştirmek icin ona ulaşılamayan elbise şirketi sahibi Easley ile röportaj yapması istenir. Priscilla röportaj için hazırlıklar yapsa da Abraskaların dikkatini çekmiştir ve zihnine gelen sesler duymaya başlar . Çocukluktan arkadaşı Miria ve gazeteci dostu Paul'u korumak için kendinden uzak tutsa da başarılı olamaz. Her cinayet öncesi vücudu tepkilerle uyarılır ve kötü Abraskalardan iyi olan Abraskalar kurtarır. Üstelik geçen zamanda öğrendiği bir şey vardır . Abraskalar arasında Airakde türü var ki onlarin gücü çok daha fazla ve her birinin farklı bir yeteneği var. Priscilla, haberi araştırken sevdiklerini koruyabilecek mi ? Kimler Abraska'ya dönüşecek ? Ya hiçbir şey göründüğü gibi değilse ? soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202325 okunma
Yapay zekâ dünya'yı ele geçirse ne olur?
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
Öncelikle selamlarrrrrr! Vahşet uyarısı!!! Kitabın kısaca konusu ; Gelecekte hızla gelişen yapay zeka sistemi insanlığa başkaldırır ve dünya genelinde devasa bir yıkıma yol açar. Bu küresel felaketin ardından insanlığı korumak amacıyla tüm dünyada internet kullanımı tamamen yasaklanır. İnternete erişim, yalnızca yapay zekayı kontrol altına almak ve ehlileştirmek amacıyla kurulan belirli üniversitelerin özel bölümlerinde serbest bırakılır. Bu seçkin kurumlardan biri de giriş şartları son derece ağır olan Simora Üniversitesi'dir. Yapay zekanın ilk büyük saldırısında annesini kaybeden ve babasından ayrı düşen Peri Menger, intikam ve hayatta kalma arzusuyla üç yıl boyunca durmaksızın çalışır. Simora Üniversitesi Yapay Zekâ bölümü sınavlarında birinci olarak okula girmeyi başarır. Peri, bu üniversitenin yapay zeka bölümü için gerekli olan sözleşmeyi imzalar. Sözleşmede, ölüme kadar olabilecek her şeyin sorumluluğu öğrencilere bırakıldığı yazılır. Sonrasında bir 70'ler partisi düzenlenir. Ardından bir gece yarısı dersi konulur. Bu derste herkes bilincini yitirir. Bilinçleri yerine geldiğinde ise kapının olmadığını farkederler. Sonrasında bir göz ve "X" beliririr. Ve bir ses duyulur. "Korindon'a hoş geldiniz." Korindon insanlığa karşı ayaklanma başlatan en zeki yapay zeka modelidir. Korindon'dan çıkmak isteyenlerin kafası patlar. Kalan 120 öğrenci, hayatta kalmak adına yapay zekâ ile ölümcül oyunlar oynayacaktır Öncelikle Squid Game'i özlediğim için başladım ve beklentimin üzerindeydi hatta taştı bile. Ceren'in dili ne basit ne ağır çok yerinde zaten. İlk olarak karakterlerden bahsedicem. Yekta kadar uyuz olduğum bir karakter görmedim ben ya! Bu kadar sinir bozucu bir canlı olamaz. Hani bağıra bağıra söve söve okudum ya. Ayrıca Peri kadar da salak bir insan
1000Kitap
Kuğu Kıyım 1: SimoraCeren Melek · Indigo Kitap · 202699 okunma
Ölmem ya da yaşamam neye gerek?
Puan vermedi
Bir hikaye kahramanının ya da karakterinin, bir efsaneleşmiş gerçek tanınmış kişinin, sıradan bir insanın ve gerçek (?) öznenin (senin/sizin) ölümü hakkında paralel ve asimetrik dağılan düzleminde toplumun ağır görünür ya da görünmez etkisinin yayıldığı oldukça olağan bir durumun yani ölümün oldukça olağan bir anlatısıyla karşılaşıyoruz kitapta. Hemen ansızın ölmek üzerinden değil bu, doktorların laf salatası yaptığı hastanın ölünceye dek boğazından geçirmeyi hedeflerine koymayı düşündükleri türden. Vakit belirsiz ama yakın olduğu kesin. Ivan İlyiç hayatına bakıyor, tüm yaşadıklarına... Ama bir dakika, yaşamak söz konusu ölümken fazla kaçmadı mı? (İtirazım Var, Müslüm Baba'dan iyi gider) Hem... Gerçekten yaşamış mıydı? Oldukça işinde usta, titiz bir yargıcın yüzeyde hiç sorunu olmayan bir hayatı var, öyle değil mi? En azından herkes tarafından bilinen bu. Kitap öyle acımasız bir başlangıç bölümü sunuyor ki aklımda kalanlar olarak ilk karakterin toplumdaki kimliği geliyor, eh tabi bu benliğini de yontuyor. Üçüncü kişi anlatımın tanrısal bakışına kapılmam beni de hikayenin hem dışına hem de birebir içine dahil etti, Ivan İlyiç olurken bir baktım ki o çekilmez aile üyelerinden herhangi biriyim, düşüncesi bile korkunçtu ama işte kitap, düşüncesini akla getirdi ya işte orada hakkını vermek lazım; okuduğum zaman düşünmeye özellikle de empatiye itmesini ki bunu da dolambaçlı yollardan yapmıyor, tekniği falan diye bir yerlerde geçiyor mu bilmem ama anladığım kadarıyla yaptığı yalnızca iyi bir gözlem ve objektif bakış açılarının hakiminde karakterleri görmemizi sağlaması. Gaius'un (Sezar'mış) ölümlü olmasına tümdengelimle bahseden yerde Ivan İlyiç kıyasa geçiyor tıpkı cenazesinde en yakın dostu dediği kişinin bile yaptığı gibi (Ölen ben değilim, şükrü). "Gaius hiç
Yaşamak Gerek
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Puan vermedi·523 syf.··
2026 18. kitabı
Eser insanların huzur ve güvenlik ihtiyacı nedeniyle doğa durumu dediğimiz ilkel ve vahşi durumdan çıkarak; toplumsal bir anlaşma yoluyla devlet dediğimiz (mutlak otorite'yi) nasıl kurduklarını ve mutlak otoritenin neden egemen güç olması gerekliliiğini bizlere açıklar. Doğa durumu; insanlar arasında genel bir eşitlik hali mevcuttur. Lakin insan tabiatına ait (bencillik, hırs, istek) gibi özelliklerin kıt kaynaklar ile birleşmesi nedeniyle çatışma durumu süreklidir. Güvensizlik ve kaos ortamı hakimdir. Can ve mal güvenliği yoktur. Kısaca yabanıl ve ilkel bir yaşam mevcuttur. Toplumsal anlaşma; zamanla insanlar arasında can ve mal güvenliğini sağlayabilmek adına, mutlak güce sahip üst bir otoriteye bağlı olma ihtiyacı ortaya çıkar. Bu otorite kitapta (Tevrat'a göre deniz canavarı olan) Leviathan'ken günümüzde ise devletin taa kendisidir. Kısaca devlet insanların temel hakları olan (yaşam, barınma ve huzur) gibi ihtiyaçlarını koruyabilmek adına bir araya gelerek oluşturdukları bir yapıdır. DAYATMA sonucu oluşmuştur. Devlet ise üç ana vasıfa sahiptir: Mutlak güç; yasama, yürütme ve yargı onun iradesindedir. Ondan habersiz hiçbir şey yapılamaz. Sarsılmaz iktidar; kimse onun otoritesini sorgulayamaz, eleştiremez veyahut devirmeye çalışamaz. Devlet bazlı özgürlük; devlete bağlı fertler kanunlar çerçevesinde istediğini yapmakta özgürdür. Sınırlar devletin kırmızı çizgileridir. Din devletin üzerinde bir güce sahip olamaz eğer olursa çeşitli karışıklıklar ortaya çıkar. Misal ortaçağ avrupası... Papa ve kilise kısaca (Roma) devletler üstü bir konumda olduğu için sürekli bir çatışma ve iktidar mücadelesi mevcuttur. Kitaptan da yola çıkarak din ve devlet ile ilgili görüşlerimi kısaca dile getirmek istiyorum. Din devlet üstü bir konuma yerleştirilemez. Din devletin mutlak
LeviathanThomas Hobbes · Yapı Kredi Yayınları · 20241,266 okunma
Reklam
Reklam