Onu, rabıtasız Twitter'da denk geldiğim çizgileriyle tanıdım. Tanıdıkça sevdim, sevdikçe tanıdım. Gzt'ye verdiği röportajla bu ağabey gerçekten bizim ağabeylerdenmiş dedim. Hasan Aycın; tevafuk ettiğimi, tanıklık ettiğim kişilerle irtibatını görünce fark ettiğim, hayatımda özel yeri olan bir ağabey.
Çizgileri bir miktar zaman sonra hayat bulacakmış gibi canlılık hissi veriyor. Sanki donmuş harfleri, kelimeleri gönül süzgecinde eriterek onlara yeni bir form kazandırıyor.
(Bu cümleyi hissiyatla buraya ekledikten sonra Gzt röportajındaki bir sahne geldi aklıma. Hasan Aycın daha çocuk iken çizdiklerini görünce sanırım annesi soruyor: "oğlum ahirette bu çizdiklerine can ver diyecekleri zaman ne yapacaksın?")
Bu sebeple Hasan Aycın için ne karikatürist, IŞK için de ne bu kitabı okudum diyebilirim. İnsanın 1 saatini alacak kadar kısa bir ömür izleyecek kadar uzun bir eser.
Her dilde anlaşılacak bu kitabın adı yalnızca 3 dilde karşılık bulabilir(tam anlamıyla) Işk, Aşk, Eşk!