Sessiz Hasta
Puan vermedi·309 syf.··
2026 157. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:10
Baştan sona kadar devam eden sürükleyicilik romanın sonuna gelince yerini sorgulamalara bırakıyor. Alice ve Theo'nun gizemli hikayesine tanık oldum. İyi mi ettim , evet İyi ettim. Sürükleyici mi evet kesinlikle sürüklendim. Gel gelelim roman tekniği bakımından Sessiz Hasta beynimde soru işaretleriyle terk etti beni. Kurguda boşluklar var. Sanki roman yazılmış ama olaya daha fazla gizem katabilmek için sonu değiştirilmiş son değişince de başlarda derin çukurlar ortaya çıkmış veya bilinçli bir biçimde yazar okuyucuyu manipüle etmiş, orasını bilemeyeceğim. İç içe geçmiş zaman dilimleri olduğunu en sonda fark ediyorsunuz. Anlatıcı Theo, hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi cinayetin arka planını araştırırken, konuyla ilgili nötr bir tavır takınırken aslında bütün hikayeyi biliyor olması tamamen muamma. Çok uzatmak istemiyorum: Romanı beğendim ama mantık hataları, tesadüfler ve kronolojik belirsizlikler biraz beynimi tekmeledi. Okuyanların tespitlerini de çok merak ediyorum doğrusu. Sevgi ile.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:40
Açıkça ifade etmem gerekirse Ev Sahibesi benim için Dostoyevski külliyatı içinde zayıf ve beğenimi kazanamayan bir novella daha  oldu. Okunmayacak kadar kötü bi kitap değil ama bir oturuşta biten o yoğun povest etkisinden uzak, emekleme dönemine ait gibi. Büyük bi hayranlıkla okuduğum Dostoyevski romanlarının hatrına, ustanın bu sancılı çıraklık adımına da eşlik etmiş  oldum.. Petersburg'un o tekinsiz sokaklarında Ordınov yolunu kaybederken, Dostoyevski de henüz kendi dehasının yönünü arıyo olmalıydı zannımca. Ben de o dönemin Rus eleştirmenlerinden birinin bu kitap için söylediği sözlere (o kadar acımasız şekilde olmasa da) kısmen katılıyorum. "Korkunç bir şey! Anlaşılmaz, sinirli ve uydurma bir saçmalık! Modern edebiyatta yeri olmayan, tamamen modası geçmiş bir gotik hezeyan."
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Yeryüzü Yayınevi · 199613,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·328 syf.··
2026 46. kitabı
Ağladım… kitabın sonuna doğru hüngür hüngüe ağladım cidden böyle bir şey beklemiyordum baya kötü oldum ya diğer kitapta düzeltseler bari resmen moralim çöktü ya Çok güzledi kitap başlarda ehhtim ama cidden son 100 sayfasınıda o kadar fazla duygu yaşadıö ki resmen yoruldum baya iyi baya bay okuyun arkadaşlar
Hiç Bitmeyen MasalStephanie Garber · Dex · 2023927 okunma
“Atları da vururlar .“
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:39
“Atları da Vururlar benim için yalnızca bir roman değil, insanın hayata tutunma çabasını anlatan bir yapıttı. Kitabı okudukça karakterlerin yalnızlığına, tükenmişliğine ve umutlarını kaybetmemek için verdikleri mücadeleye şahit oldum. Roman, hayallerin peşinden koşan insanların zamanla nasıl yorulduğunu ve hayatın bazen ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. Karekterlerin içinde bulundukların zorluğa rağmen ayakta kalma çabası beni etkiledi. Bazen insanları ayakta tutan temel şeyin umut olduğuna inanıyorum . Bu bizi hayata karşı diri tutan şeydir…”
Duygu ve Düşünce
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202652 okunma
​Hiç Değişmeyen Hikayemiz
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
128 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:25
​Kitabı okumam uzun sürdü ama kesinlikle çok akıcıydı. Okurken yer yer çok rahatsız oldum; çünkü yazar gerçekleri hiç saklamadan, olduğu gibi yüzümüze vuruyor. Özellikle aydın kesim ile halkın birbirini bir türlü anlayamaması ve aralarındaki o bitmeyen çatışma beni çok etkiledi. İşin en acı tarafı ise günümüz Türkiye’sinde hâlâ her şeyin aynı olduğunu görmek...
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Kitabı yazdığı dille bir cümle yazmak isterdim :)
9/10
·342 syf.··
2026 206. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:27
Erotizmin en doruk noktalarını ve insanların açık açık konuşmaktan korktuğu her noktayı ustalıkla kaleme almış. Kendisinin de bahsettiği gibi şeytancasına içten biri.. Bütün bunlar elbette ağıza alınmaza dair simgesel konuşmalar ve cinsellik insan doğasında olmayan bir şey değil. Bu kadar sansür gerektirecek metinler olmasa - tüm alıntılarımı filtreleyerek paylaştım - muhtemelen dünyanın sayılı yazarları arasında yerini alırdı ki kendine yarattığı tarzıyla - biyografi, mistisizm ve felsefe - okurların dünyasında zaten yine de sayılı yazarlardan biri. Ne taraftan baktığınıza bağlı :) Bugüne kadar yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi olmak üzere iki kitabını okudum ve hayatının belirli kısımlarını onunla birlikte yaşamış oldum. Anne karnından itibaren çocukluk ve yetişkinlik dönemine kadar en ince en sapkın duygularına şahit oldum. Yaşadığı mistik anlarda onunla birlikte farklı dünyalara girdim. Yeri geldi aynı felsefi görüşü paylaştım. Annesi tarafından sevilmemesi, yaşadığı yerin aptal insanları arasında sırıtışı hepsine şahidim. O sevilmediğinde ben de sevilmedim. Onunla birlikte küfredip insanlara tükürdüm. Bu serseri ve kaçık abimizin herkese hitap etmediği açık. Ama meraklısını fazlasıyla besleyen, yer yer de eğlendiren bir tarafı var. Benim için etkisi oldukça büyük oldu. Ama fazla erotizmden rahatsız olacaklar için… evet, pek uygun bir yatırım değil. Çeviri kısmına da değinmek gerekir. Avi Pardo dışında bir çevirmenin işinden bu kadar keyif alacağımı pek düşünmezdim. Sokak dilini oldukça iyi yansıtmış. Bazı çevirmenler vardır; kitabı değil, çevirmeni seçtirir. Bu da onlardan biri. Henry Miller ile tanışmamı sağladığı için ayrıca teşekkür borçluyum.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014741 okunma