Beni yakamdaki gülden tanırsın,
Kırmızı gülden.
Belki beyaz.
Bir güvercinin buğday toplarken avludaki ürkekliği,
Kaldırım taşlarının arasından fışkıran zambağın cesaretiyle karışır ve
Çakışır gergin damarlarımda.
Mutlulukta hüzün,
Zaferlerde hazin,
Ve bol parada sefaleti ararım kayıtsızca.
Utanmam karamsarlıktan.
Belki siyah olmalı yakamdaki gül ne dersiniz?
Hem belki kimse tanımaz o zaman beni ve insanların
önünden geçip gidebilirim.
Güneşi gören kırağı gibi.
Sahi ölüm varsa ne hükmü var ki;
Seçimlerin,gergin pazuların,yangıların,yanılgıların...
İnsan ekmeğini kazanmalı elbette.
Kavgasını vermeli temiz yaşamanın.
Nihayetinde,
Ömür adı verilen bu kısacık davette,
Anlamı yok ki yüreği sebepsiz yıpratmanın.
Bugün dolar fırladı.
Yakında oğlum doğacak.
Bugün bir komşum öldü.
Sanırım kar yağacak.
Demek ki olmaktadır olacak olan.
Demek ki herkesin boşluğu toprağın altında:
Er geç dolacak olan.
-Harun Soy-