Ölmem ya da yaşamam neye gerek?
Puan vermedi
Bir hikaye kahramanının ya da karakterinin, bir efsaneleşmiş gerçek tanınmış kişinin, sıradan bir insanın ve gerçek (?) öznenin (senin/sizin) ölümü hakkında paralel ve asimetrik dağılan düzleminde toplumun ağır görünür ya da görünmez etkisinin yayıldığı oldukça olağan bir durumun yani ölümün oldukça olağan bir anlatısıyla karşılaşıyoruz kitapta. Hemen ansızın ölmek üzerinden değil bu, doktorların laf salatası yaptığı hastanın ölünceye dek boğazından geçirmeyi hedeflerine koymayı düşündükleri türden. Vakit belirsiz ama yakın olduğu kesin. Ivan İlyiç hayatına bakıyor, tüm yaşadıklarına... Ama bir dakika, yaşamak söz konusu ölümken fazla kaçmadı mı? (İtirazım Var, Müslüm Baba'dan iyi gider) Hem... Gerçekten yaşamış mıydı? Oldukça işinde usta, titiz bir yargıcın yüzeyde hiç sorunu olmayan bir hayatı var, öyle değil mi? En azından herkes tarafından bilinen bu. Kitap öyle acımasız bir başlangıç bölümü sunuyor ki aklımda kalanlar olarak ilk karakterin toplumdaki kimliği geliyor, eh tabi bu benliğini de yontuyor. Üçüncü kişi anlatımın tanrısal bakışına kapılmam beni de hikayenin hem dışına hem de birebir içine dahil etti, Ivan İlyiç olurken bir baktım ki o çekilmez aile üyelerinden herhangi biriyim, düşüncesi bile korkunçtu ama işte kitap, düşüncesini akla getirdi ya işte orada hakkını vermek lazım; okuduğum zaman düşünmeye özellikle de empatiye itmesini ki bunu da dolambaçlı yollardan yapmıyor, tekniği falan diye bir yerlerde geçiyor mu bilmem ama anladığım kadarıyla yaptığı yalnızca iyi bir gözlem ve objektif bakış açılarının hakiminde karakterleri görmemizi sağlaması. Gaius'un (Sezar'mış) ölümlü olmasına tümdengelimle bahseden yerde Ivan İlyiç kıyasa geçiyor tıpkı cenazesinde en yakın dostu dediği kişinin bile yaptığı gibi (Ölen ben değilim, şükrü). "Gaius hiç
Yaşamak Gerek
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:36
"İdam cezası adaleti mi tesis eder yoksa toplumsal-siyasal çerçevesi dışında düşünülemeyecek cürümlerin yükünü tek bir bireyin sırtına yükleyerek kolaycı bir adalet yanılsaması mı yaratır? Büyük yazar Victor Hugo, bir idam mahkûmunun kendi kaleminden aktardığı hikâyesinde işin insani boyutuna dikkat çekerken ağır bir toplumsal eleştiri de yapıyor aslında. Giyotinle yapılan infazların halk arasında coşkuyla karşılandığı bir dönemde Hugo'nun esere yazdığı önsöz ise, bugün dahi güncelliğini koruyan insani-toplumsal sorunlara dikkat çeken bir hukuk felsefesi dersi adeta." Kitabın arka kapağında bu açıklama var. Üç bölümden oluşuyor kitap. 1832 yılında kaleme alınmış bir "Önsöz" ile başlıyor. 1832 yılında Osmanlı Padişahı modernleşme adımlarıyla tanınan ve Yeniçeri Ocağı'nı kaldıran II. Mahmud idi. Saltanatı 1808 ile 1839 yılları arasında sürmüştü. Nereden çıktı bu bilgi şimdi. Önsöz'de şöyle diyor Hugo; "Rezil makine Fransa'dan çekip gidecek, buna güveniyoruz ve bizim ona indireceğimiz darbeler sayesinde, Tanrı'nın izniyle topallayarak gidecek. Konukseverliği başka yerlerde arasın, medeniyete ayak uydurmaya başlayan Türkiye'ye değil, onu istemeyecek vahşilere değil, ama barbar bir ülkeye, medeniyetin basamaklarından biraz daha aşağı inerek Rusya veya İspanya'ya gitsin." İkinci bölüm ise 1832 tarihli üçüncü baskıda yer alan "Bir Trajedi Hakkında Bir Komedi" diyalog şeklinde bir önsöz. Açıkcası bir ve ikinci bölümleri okuduğumda ben bunu neden okuyorum hissiyatındaydım. Üçüncü bölüm; "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" "Yeter ki burada yazdıklarım bir gün birilerinin işine yarasın, hükmünü vermeye hazır yargıcı durdursun, masum veya suçlu bedbahtları, benim gibi can çekişmeye mahkûm edilmiş birilerini kurtarmış olsun. Neden? Ne için? Bunun ne önemi var? Kafam kesildiğinde
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022152,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gazze'nin hafızası kızılkapı insan
Puan vermedi·756 syf.··
2026 25. kitabı
#SüleymanCeran'ın editörlüğünde yazar, akademisyen, aktivistlerin kalemlerinden uç seri şeklinde hazırlanan eserin birincisi #GazzeninHafızasıKızılKapıİnsan eserini #okudumbitti. Eserdeki yazi başlıklarına bir bakalım, İsmail Haniyye ve Gazze'nin Çerçeveli Fotoğrafları / Adem Özköse Şehit Yahya Sinvar'a / Tülay Gökçimen Dağ Gibi Adamların, Gölgesi Düşmana Yeten Komutan: Muhammed Deyf / Musa Üzer [Doğumundan Şehadetine Şeyh Salih el-Aruri / Mahmoud Mardawi Ebu Ubeyde : Peygamberin Ashabından İlham Alan Bir Yiğit / Abdulkadir Şen Halid Meşa / l Gönül Ayyıldız Gazze'nin Ruhu : Halid Nephan / Süleyman Ceran Rıfat el-Arir'e Açık Mektup / Peren Birsaygılı Mut Beni Gelip Alacak mısınız ? Çok Korkuyorum / Mustafa Özel Pelerinli Mücahid / Nesibe Hale Tezcan Dr. Adnan el-Burş / Orhan Alimoğlu Bir Cerrahın Tanıklığı ve Mücadelesi / Kadriye Sınmaz Yaşatma Ülküsü, Yok Etme Patolojisini Er Geç İyi'leştirecek / Mustafa Kayapınar
1000Kitap
Kızıl Kapı (3 Kitap Takım)Kolektif · Ekin Yayınları · 202565 okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
9/10
·68 syf.··
2026 20. kitabı
2026 - 24. Kitap Kitabın Adı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Yazarı : Stefan Zweig Yayınevi : @isbankasikulturyayinlari Türü : Roman Basım Yılı: 2017 Sayfa Sayısı: 62 Sayfa Düşünceler : En sevdiğim yazarlardan birisi olan Stefan Zweig 'in bu güzel eserini @trabzonizdiham kitap kulübünün bu ayki kitabı olması nedeniyle dördüncü kez okudum. İtiraf edeyim yine çok zevk aldım. Altını çizdim bir yerin -ki bir kısmını sizinle paylaştım okuyun diye. Fedakârlık,tutku ve saplantılı bir aşk hikayesi bu. Bir yazar ile hiç tanımadığı bir genç kadının arasında geçen tek taraflı bir aşk bu. Herkese tavsiye ederim. - Ama biliyorum o öldü . Artık dönüp ona bakmak istemiyorum., bir defa daha umuda kapılmamak için, bir defa daha hayal kırıklığına uğramamak için (s:2) - O hayat ki hep senindi ve sen onu asla bilmedin. (s:3) - Ölmüş biri artık hiç bir şey istemez ,sevilmeyi de kendisine acınmasını da teselli edilmeyi de istemez (s:4) - Beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma ,çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım (s:5) - Bekledim bekledim seni kaderimi beklercesine bekledim. (s:19) - Ama bir tabutun üstündeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki ? (s:20) - Ve insanlar arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur (s:20) - Gelip geçici bir karşılaşmanın adsız kadınının sana, senin gibi sadakat nedir bilmeyen bir erkeğe sadık kaldığına asla inanmazdın. (s:34)
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere Zamanın Melodisi kitabının devamı olan Zamanın Dehlizi ile geldim. Severek okudum sizlerede tavsiye ederim. " Zaman bir kez daha durmadı ve yeniden başa da sarmadı." İkinci kitapta her şey daha çok yerine oturmuştu bana göre. Özellikle Nisan için Çünkü ilk kitaptaki Nisan'la ikinci kitaptaki Nisan daha farklı. Sina'yı daha fazla düşünen ve daha önemseyen bir Nisan ile karşılaşıyoruz. Aslında Sina ve Nisan geçmişte yaptıkları hatalar için bir şans daha elde etmişlerdi. Nisan bir rüya ile gelecekteki olacak şeyleri önceden görmüştü. Keşke bizlerde görebilsek demeden edemedim. Neyse aradan geçen yıllardan sonra Nisan ve Sina istedikleri gibi tıp fakültesini kazanmışlardı. Sina ne güzel düşünüp seviyordu. Bana göre daha sakin taraf Sina aslında. Nisan yaşadığı kayıplar yüzünden bir türlü toparlanamıyor ve devamlı intikam istiyor. Sina'nın başta yaptığı anlaşmadan dolayı gitmesi gerekti ve giderken sevdiği kızı Nisan'ı annesi ve arkadaşlarına emanet. Nisan zaten zor durumda olduğu için üzerine Sina'nın gitmesini kabul edemedi. Tamamen çöküşe geçip psikolojik olarak oldukça yıprandı. Sina geri döndüğünde maalesef hiçbir şey bıraktığı gibi, umduğu gibi olmadı annesine mi kırılsın Sarp'a mı yoksa sayılı arkadaşlardan olan Begüm'e mi. Nisan'ı bulduğunda Nisan kendini öldürmek üzereydi kendi gerçekliğini ispatlamak için çok uğraştı Sina. " bazı şeyler fazla zaman alıp Can yakarsa son her zaman iyidir." " Her acına merhem olacağım. Bu sefer gitmeyeceğim. Gökyüzü yıkılsa her şeyimi alsalar, senin için tekrar ölmem gerekse bile..."
1000Kitap
Zamanın DehliziRumeysa Peşman · Kaktüs Sanat Yayınları · 202510 okunma
10/10
·48 syf.··
2026 3. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 17:53
Zola bu kitapta "ölüm" temasını romantize etmeden, suratımıza bir gerçeklik tokadı gibi çarpıyor. Beş farklı toplumsal sınıftan insanın son anlarını izliyoruz; ama asıl mesele ölmek değil, ölürken bile takınılan o tavırlar. Kitapta beni en çok etkileyen, karakterlerin "nasıl ölmem gerekir?" diye düşünmesi oldu. İnsan son nefesinde bile toplumsal rolünü, mirasını veya başkalarının ne düşüneceğini hesaplıyor. Zenginlerin o debdebeli ama sahte yas törenleri ile yoksulların "bir boğaz eksildi" sessizliği arasındaki uçurum, adaletsizliğin mezar başına kadar geldiğini kanıtlıyor. Kısacası Zola diyor ki: Ölüm kaçınılmaz bir son olabilir ama herkes kendi sınıfına göre, kendi maskesiyle ölüyor. Samimi, sarsıcı ve insanı "Ben nasıl bir iz bırakıyorum?" diye düşündüren kısa ama dev bir eser bence .
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202224,4bin okunma