"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım..
En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) )
Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek:
1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi)
2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın;
3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın;
4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin;
5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde..
İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.
Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı.
* Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
* Her an Selim`in yerine kendimi koymam;
* Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs.
Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi.
Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz.
*En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan
En çok okunan ve en çok yarım bırakılan bu harika eser beklentilerimi karşılayamadı yada belki de ben çok farklı beklentiler içindeydim. Yarım bırakmamak için çok direndim ve nihayet bitirdim. Kitabı özet geçmek gerekirse; Turgut Özben adlı karakterin Olric isminde hayali bir arkadaşı var ve ona sürekli intihar eden Selim'den bahsediyor. Turgut Özben Selim'den sonra kendini kaybolmuş sayıyor onunla beraber ölmüş, yaşayan bir ölü gibi.. Kitabı okumak isteyenlere tavsiye eder miyim? Açıkçası beni çok fazla etkilemedi belki ben ara vererek okudum yada yanlış bir seçim yaptım ilk olarak başka bir kitabını okumam gerekirdi yazarın. Her neyse incelemeleri uzun uzun yazmayı pek sevmiyorum açıkçası uzun yazılan incelemeleri de okumuyorum gereksiz buluyorum kitabı okuyacağım varsa bile erteliyorum. Bu benim düşüncem arkadaşlar incelememi buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Herkese iyi okumalar dilerim.
Ne yazarsam yazayım tam olarak istediğimi aktarmayacağımı biliyorum fakat çabalayacağım. Hiç okumamış olmama rağmen Oğuz Atay'a karşı bir ilgim vardı hep. Nedenini o zamanlar ben de bilmiyordum. Fakat Tutunamayanlar'ı okuyunca anladım. Bu kitabın "oyununa" gelip beni kendi içine çekmesine izin verdim. Bitirdikten sonra hatta bitirmeden de önce bir daha asla ilk defa okumanın hissini alamayacağımı hissettiğim ve üzüldüğüm bir kitap oldu benim için. Kitapları okurken not almayan biriydim fakat Tutunamayanlar'ı not alarak okudum. Yıllar sonra tekrar okuduğumda ilk okuduğumda nasıl hissettiğime dair aldığım notları tekrar okuyabilmek için...
Gelelim romana,
Post modernist roman olmanın yanısıra topluma dair tasvirler, eleştiriler yapmış olması bir başyapıt olması için yeterli sebepler bana kalırsa.
Gerçek veya hayalin ayırdına varamadığı yerler olsa da boşlukları kendi kafamda kurmak da benim için farklı bir bakış açısına yol açtı.
Selim intiharını gerçekten sakladı herkesten. O ruh hâline gelene kadar kişiliğinden parçalar kimseye göstermedi. Gösterdi fakat anlamadılar. Anlasalar da değişeceğini düşünmedi Selim. Bir yola girmişti onlarla fakat yoldan yalnızca kendisi dönecekti. Hayatı boyunca birine tutunamamış.
Selim, herkes için bir "şey" olurken kimse Selim'e bir "şey" olamamış. Selim onlara katılmak için onlara ait bir şeyler için çabalarken kimse onu kabul etmemiş. Bu yüzden kimliğini gösteremedi. Kitapta geçen bir cümle var: "kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
Selim, tam olarak kendini ifade ediyor bu sözle. Sırf birileri onunla konuşsun diye birileri onu grubuna dahil etsin diye "onlar" gibi oldu. Kendini bir kenara bırakıp yalnızca onların istediği gibi yaşadı.
Selim, yine diyor ki:
"İncelikler yüzünden ölüyorum."
Burada bahsedilen Selim, birileri de onu
"Cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir"
Oguz Atay' ın TRT Roman ödülüne layık görülen ilk kitabıdır. 2002 de UNESCO tarafından İngilizce'ye çevrilmesi gerekli eserler listesine girmiştir.
Kitapta Turgut Özen, yakın arkadaşı Selim Işık in intiharınin ardından onun hayatına giren insanları, tutunamamasinin arkasındaki sebepleri araştırır. Kitap Turgut 'un, Selim 'in günlükleri, Turgut 'un hayali arkadaşı Olric ile konuşmalarından oluşur. Rilke,Sartre gibi şair ve yazarlar, İsa Peygamberden bol bol bahsedilir.Yazimda varoluşsal sorgulamalar, alaycı bir üslup içinde verilmiş. Yazar sanırım, daha fazlasını hakettigini düşünürken hayatın hep olmadık bir tarafına denk gelen okurlara dokunmak istemiş .
Kitabı okurken beni yoran romanin kurgusal bir zeminde ilerlememesi oldu. Bir de okurken hicbir karakterle derin bir özdesim kuramadım.Yine de iyi ki okumuşum.
Can çekişmek nedir bilir misin Olric?
Hayır efendim nasıl bir şey ?
Ona söyleyeceğin o kadar şey varken susmaktır Olric...
#oğuzatay#tutunamayanlar....