7/10
·129 syf.··
2024 3. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2024 16:25
Kitabı okurken Osman karakterini Olric karakterine çok benzettim. Bu yüzden Olricini bulduğu için Aylin ablamı da kutlarım. Ayrıca ilk yazı olan “ayrılmalıyız Osman” dan ikinci yazı olan “barışalım mı Osman?” Yazısına geçerken, Ali Lidar’ın “ Alengirli şiir” ve “alengirsiz şiir” lerini okurken hissettiğim duygulara yakın şeyler hissettim. 3 kitabını da çok seri bir şekilde bitirdim. Herkese tavsiye edebilirim.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2024 15. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 09:20
Tutunamayanlar Oğuz Atay'ın da belirttiği gibi "Tutunanların anlamayacağı bir başkaldırı" niteliği taşıyor. Kitabı okurken ben gibi kitapsever bazı arkadaşlarım gördüğünde kitaptan beklediğini bulamamaktan yakınanlar oldu.İşte o zaman bu kitabı sevmek için sadece kitap sevgisinin yeterli olmadığını, aynı zamanda dünyaya bir tutunamayan, bir Oğuz Atay, bir Selim Işık gibi bakmanın gerekli olduğunu anladım. İçinizde biraz da olsa "Selimlik" olmalı.Dün gece kitabı ne kadar yavaş okumaya çalışsam da bitirdim ve bütün gece derin düşüncelerle uykusuz kaldım. Neyse efenim tavsiyem bu kitabı "en uygun" ruh halinde okumanızdır.Yoksa okumasanız da olur.Sizi özleyeceğim: Turgut, Selim ve tabii ki Olric :) Oğuz Atay Tutunamayanlar
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Aylak'ın anlam arayışı.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2024 11:33
Yazarın ilk eseri olan Aylak Adam ilk kez 1959 yılında yayımlanmıştır. Kitapta hayatın olağan akışından ve bunun getirdiği boğucu alışkanlıklara kurulu düzeni kabule razı gelemeyen bir adamın hikayesini konu ediniyor. Başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum Oğuz Atay'ın etkilendiği yazarlar arasında Yusuf ATILGAN bariz göze çarpıyor "Ona verebileceğim bir şey kalmamış olric. Alışkanlıklarımdan başka verebileceğim bir şey kalmamış ona." Tutunamayanlar eserinde bahse geçen bu cümle ve Oğuz Atay'ın kalemi birbirine çok benziyor. Bütün külliyatını okumuş olanlar bilir insan bir boşluğa düşüyor. Alternatif bir kalem olarak Yusuf ATILGAN okunabilir ve harika bir eser okudum. Oğuz Atay'ın kitapları insanlar pek anlamasalar da yüksek puanlar alırken Yusuf ATILGAN'ın kitapları düşük puan aldığını sorgulayınca insanların aslında esere değil popülaritesine göre puan verdiğinin farkına varıyorum. Kalem aynı tarz monologlar, günlükler ve leitmotif yazım teknikleri içeriyorlar. Aylak adam kahramanımız C. Zor bir çocukluk geçirip travmalar sonrası babasının tam tersi bir insan olmaya çalışan biri. Babasının meslek sahibi bir insan olduğu için aylaklığı seçmiş hatta babası adamsa kendisi okuyarak adam olmayacaktır böyle bir psikoloji içinde kendi varoluş anlamını arayıp bu anlamı gerçek sevgide bulmaya çalışan karakterimiz sokaklarda hiç tanımadığı gerçek sevgiyi aramaktadır. Sokakların isimleri, yaşanmışlıklar, her köşe başının bir umudun kol gezdiğini düşünerek bir arayış içindedir. Toplumda kendini yalnız hisseden Oğuz Atay'ın dediği gibi "disconnectus erectus"' tur. Evlilik adı altında bir binaya bir daireye kendilerini hapseden insanlar. Sadece bir kafeye birden fazla kez geldiği için müşteri ilan edilen kişiler. Alışkanlıklar kişi farkında olmadan onları yönetir. Kendisine reva görülen
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2024 226. kitabı
“Kitapçı dükkânlarının özel bir kokusu vardır Olric: nevi şahsına münhasır derler eskiler, işte ondan.” Anlamlarıyla kalpte oldukça derin duygular bırakan ; seslendirildiklerinde kulağa fazlasıyla melodik gelen o güzelim kelimeler... “bazı kelimeler çok güzel.” demekten insan kendini alamıyor. Ayrıca kitapta; kelimelerin örneklendirildiği çeşitli kitaplardan alınmış kısa pasajlar da var. Hepsi birbirinden ayrı güzel, hepsi okunmaya değer. Kitapla kalın. Lugat 365
1000Kitap
Lugat 365Kolektif · Can Yayınları · 20172,650 okunma
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Dostoyevski den etkilenilen bir roman olduğu aşikâr Sürekli okumak isteyip de bitiremem korkusuyla başlamaya cesaret edemediğim bir kitaptı. Baktım ortam çok müsait tam sindire sindire okunabilecek bir zamandayım, hadi bir cesaret başlayalım Olric dedim ve başladım okumaya. Öncelikle kimseyi dinlemeyin kitaba karşı görüşünüzü kendiniz oluşturun. Kitap hiç de büyütüldüğü gibi gelgitlere sebep olan, kitap karakterlerinin karmakarışık hale geldiği, yoran üzen bir kitap değildi. Konuları toparlamakta olayları bir arada tutmakta zorlanıyor insan denilmiş yalan inanmayın. Yarım bırakanlar bence kitabın içine girememişler, ilk başlarda bu ne şimdi ne saçmalıyor, kim kiminle konuşuyor gibi hafif bir bocalama yaşayabilirsiniz; ama bırakmayın. Kitabın minnacık bir kısmı ile koca kitabı yargılamayın. Zaten sonrasında siz anlamadan karakterler sizi olayın içine çekiverecek. Gayet akıcı, gayet samimi bir kitap. Severek okuduğum "Canım Selim" diye kahrola kahrola ilerlediğim bir kitap oldu. Ne araya giren eski Osmanlıca gibi olan dil, ne noktalama işareti olmayan bölüm kırdı hevesimi. İçim cız ede ede, burnumun direği sızlaya sızlaya bitirdim kitabı. Hani bir bu kadar daha uzasa sıkılmadan okumaya devam ederdim. Selim anlatamadı kimseye kendini, aklından geçenleri kelimelere dökemedi. Dökemedi diye de kimse onu anlamadı. Sormadan sorgulamadan kabul etsinler onu istedi, tanımlar bulmaya, kalıplara sokmaya uğraşmasınlar olduğu gibi kabul etsinler istedi. Olmadı,yapmadılar. 'Hangi onlar Selim?' 'Onlar işte,'... 'Onlar canım. Onlar, onlar, onlar.' Sanki Selim herkese fazla fazla koşmuş da kimse Selim'i yeteri kadar önemsememiş. Etrafındaki herhangi bir gruba benzeyebilmek için hep rol yapmış, ama aslında hiç birine dahil olamamış, hep bir eksiklik duymuş, sonunda da tüm bu
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi
18.12.2012 tarihinde almışım kitabı. İlk sayfaya yazmışım tarihi, iyi ki de yazmışım. Lisans dönemindeyken bir ödev için bu kitabı seçmiş; okuyup sunmuştum. 14 yıl sonra yeniden… Çoğu şeyi unutmuşum. Aklımda kalanlar da darmadağın olmuş zaten. Okurken de darmadağındı gerçi! Bu dünyaya tutunamayan Oğuz Atay’ın, unutulmaz eserlerinden biri… Kitap öyle konusuyla, üslubuyla; anlatılacak, özetlenecek türden değil. Alışık olduğumuz yapıtların oldukça dışında lejander bir eser. Okurken içinizi bir sızı kaplıyor. Bu kadar anlaşılmazlık, farklılık içinde bile o benlik arayışının, özlemin sızısını içinizde hissediyorsunuz. Sevdiği birini ararken kendiyle yüzleşerek kendine yabancılaşmak... Yalnızlığın derin sızısını “Olric” gibi bir kahramanla bastırmaya çalışmak… Öte yandan beni bu kitapla ilgili en çok üzen şey; ortalıkta dolaşan pek çok cümlenin sanki Tutunamayanlar”a aitmiş gibi gösterilmesi. İçinde her “Olric” geçen cümlenin lütfen “Tutunamayanlar”a ait olduğunu düşünmeyin. Şimdi, bizzat kendim okuyarak beğendiğim GERÇEKTEN KİTABA AİT OLAN alıntıları bırakıyorum. Kitapla kalın. Kelimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. ”Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim,” dedi: “Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.” Sonunda kötü bir şey olur korkusuyla yaşadı Selim Işık Her olayı. Eski bir yara izi içinde sızladı, her eğilişinde İnsanlara. Sen gene dikkat et; her “şey”i ayrıntılı anlatma o kadar. Bütün “şey” ayrıntılarda değil midir zaten? Ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok. Oturduğu yerden insanları tanıyamayacağını söyledim. Bu
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Reklam