"Hiçbirine katlanamıyordum. Her şeyi yeniden bir araya getirmek, istiflemek, iç içe geçirmek, bir montaj bandı misali, teker teker iç içe geçirilen şeyler. Geberip gitmekten deli gibi korkarak niçin bir yurt odasına kapanıp başıma gelecek şeyi dehşetle beklediğimi açıklayabilmek. Kasılmalar duruldukça anlamaya çalışmak, anlatmak her şeyi. Her şeyin ters gitmeye başladığı yeri kavramak. Doğru değil, doğuştan nefret dolu değilim, onlardan, annemle babamdan, müşterilerden, dükkândan oldum olası nefret etmedim... Ötekilerden de, okumuş yazmışlardan, hocalardan, muteber insanlardan da tiksiniyorum artık. Midemi bulandırıyorlar. Hepsinin, her şeyin üstüne kusacağım, bütün okuduklarımı, öğrendiklerimi."