olthriel

olthriel
@olthriel
33 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Anarşist bir perspektiften bakıldığında bazı anarşistler, feminizmi sınıf mücadelesinin “gerçek” meselesinden uzaklaştıracak bölücü bir mesele olarak görüyor. Anarko-feminizm sağ olsun, anarşist yaklaşım cinsiyetçiliğin varlığını ve bunun kapitalizmin sona ermesiyle ortadan kalkacak küçük bir yan sorun olmadığını giderek daha fazla kabul ediyor. Anarşistler sürekli olarak bütün patriyarka deneyiminin sınıfla ilişkili olduğunu vurguladı, bu başka bir hakikati önemsiz gösterebilir ki; sınıf deneyimi cinsiyete göre farklılaşır. Geleneksel anarşist diyalog içerisinde devrimin mekânı işyeridir; feminist bir perspektiften aile ve beden bu çatıșmanın ek mekânlarıdır. Bu bizim tam olarak ele geçirmek için azimli olmamız gereken “üretim aracımızdır”.
Sayfa 22
Reklam
"Fuhuşa itilen çaresiz kurbanlara reva görülen caniliklere karşı yasal tedbirler alınmadıkça, toplumdan erkeğin konumunu sarsan hiçbir adım gelmez. Bu yüzden kadın, yalnızca kendisini kullananların değil, resmî otoritenin meşruiyetiyle hareket eden her polis memuru, sefil dedektif, karakol memuru ve hapishane yöneticisinin de insafına terk edilmiş durumdadır."
"Bir gün, bir gün gelecek; kadınlar ve erkekler isyan edecekler, dağın zirvesine erişecekler, aşkın altın ışınlarının altında büyük, güçlü ve özgür olarak buluşacaklar; almaya, katılmaya, keyifli bir durumun tadını çıkarmaya hazır bir halde yaşayacaklar. Ne fantezi, ne hayal gücü, ne şiirsel zekâ, kadınların ve erkeklerin hayatında böyle bir gücün neler yapabileceğini öngörmeye kabildir. Şayet dünya, gerçek yoldaşlığı ve tekliği doğuracaksa, böyle bir yoldaşlığın ve tekliğin kaynağı evlilik değil, aşk olacaktır."
"Kadın, kendi konumunun geçici işçilik olduğunu kabul eder; ilk fırsatta kovulacağının farkındadır. İşte bu yüzden kadınları örgütlemek, erkekleri örgütlemekten daha zordur. "Neden sendikaya katılayım ki? Nasılsa evlenip yuva kuracağım." Zaten bebekliğinden beri ona gözlerini hep bu hedefe dikmesi öğretilmemiş miydi? Kadın çok geçmeden, evin —fabrika kadar geniş olmasa da— daha sağlam kapı ve parmaklıklara sahip bir hapishane olduğunu öğrenir. Evin öyle bir sadık bekçisi vardır ki, kimse ondan kaçamaz. İşin en trajik yanı, ev onu ücretli kölelikten kurtarmaz, sadece işlerini artırır."
"Kadının ikinci kalite olduğunu söyleyecek olursanız, bunu malzemenin kalitesinden bilmek gerekir. Her halükârda, kadının bir ruhu yoktur — kadına dair bilinecek ne vardır ki? Bununla birlikte, bir kadının ne kadar az ruhu olursa, kocası için o kadar kıymetli bir eş olur; kendisini kocasının içinde kaybetmeye o denli daha hazırdır. Evlilik kurumunu görünürde sağlam, uzun ömürlü yapan şey, işte bu erkek egemenliğine kölece boyun eğiştir. Ancak bugün artık kadın kendisini buluyor; efendisinin lütfundan bağımsız, özgün varoluşunun farkına varıyor. Kutsal evlilik kurumunun mezarı yavaş yavaş kazılmakta. Hiçbir duygu sömürüsü buna engel olamayacaktır."
Reklam