Kitap, o güne dek yamuk burnunun farkında olmayan Moscarda'nın aynaya bakarken eşinin "Sağa doğru eğik burnuna mı bakıyorsun?" demesi üzerine başlayan varoluşsal huzursuzluğunu, monolog tarzında ustaca yazılmış bir kara mizahla anlatıyor.
Burnunun yamukluğunu bu yaşına kadar fark etmeyen Moscarda, "Ben olarak bildiğim kişi diğerlerinin gözünde bunca zaman sandığım ben değil ise o zaman ben kimim?" sorgulamasını kendine yabancılaşarak yapıyor. Bunun yanı sıra süreçte eşine ve çevresindekilere karşı uzaklaşmasıyla da durum daha karmaşık bir hal alıyor. Çünkü eşinin ve diğerlerinin onu, kendisinin gördüğü ve bildiği gibi değil de onların kendi gördükleri ve zihinlerinde algıladıkları Moscarda'yı sevip değer verdiklerini düşünüyor ve gittikçe varoluşsal krizler içinde çırpınıyor.
Pirandello, Moscarda'nın kendisi için ben olarak hissettiği biri, onu tanımayan varlığından dahi haberi olmayanlar için hiçbiri ve onu tanıyanlar için binlercesi olduğunu sunuyor okuruna.
Birçok ana-baba, çocuklarını ne denli sevdiklerini sık sık dile getirirler. Ancak, çocuğun sevgi ihtiyacı sözcüklerle karşılanmaz. Bir insanı sevmek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmayı da içerir.