Ne çıkar siz bizi anlamasanız da Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da. Hiçbir şey! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarında Yıkanmış, mayhoş ve taranmış duygularıyla Dönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşık Menekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklara Mor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kurur Her yandan güneşler kurur, sanki yaz günüyledir Bir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla Deriz ki, “şuram ağrıyor” bir de, “başım dönüyor”, “yanıyor avuçlarım” Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınma Bir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş, yaşıyorcasına Uzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlık Nedir mi ellerimiz-korkunçtur bir elin bir köşesinde insan olmalarıyla- Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğin Kıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerin Ve korkunç anlamsız gözlerinde ha dünya ha bir park bekçisinin Korkunçtur insan olmaları, bir ceset, suda bir şapka gibi sallanaraktan Bitmeyen bir selam gibi, hastayken, inceyken, yalnızlıklarda aranan Korkunçtur-bunu anlıyoruz-bir yüzün en çoğul beyazında Korkunctur insan olmaları güz ortalarında, eriyen türbe ışıklarında Ve korkunçtur eriyip kaybolmaların bir köşesinde insan olmalarıyla Korkunçtur korkunç! Diyerek: ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi Tüketen kim. Hani görmeden daha, sezmeden herşeyin bittiğini Ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla Çökerken üstümüze bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
Şiir
Agarta-Şambala, Anunnaki, Elohim
_Agarta, tanrısal üstün ırk Aryanların yaşadığı iddia edilen yer altı imparatorluğudur. Başkenti ise Şambala’dır. Agarta iyiliği, Şambala kötülüğü temsil eder. Dünyada yaşanan tüm olayların Agarta-Şambala mücadelesinden ibaret olduğu iddia edilir. Agarta, teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki devrenin sonlarına doğru Mu ve Atlantis' ten göç eden bilim rahipleri tarafından kurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır. Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu "devre"nin koşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirinden tünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentlerini tercih etmiştir. Rene Guenon'a göre, bu durum en çok, Türkler' in yaşadığı Orta Asya'da görülmektedir. Kimi yazarlara göre, Göktürk, Uygur ve Hun masallarındaki, "ataların kutsal mağaraları" ve bir mağaradan geçilerek ulaşılan "gizli ülke" inanışında Agarta'nın sembolizmi bulunmaktadır. Tibet tradisyonlarına göre, Agartalılar şimdiki devrenin sonunda dışarı çıkacak ve Agarta' nın lideri yeryüzündeki menfiliği yenecektir. _Başkenti Şamballa olan bu imparatorluğun yöneticisi doğuda “Dünyanın Kralı” olarak bilinir. Doğuda Tibet ve batıda Brezilya, dünyanın iki ayrı ucunda tünel şebekelerine sahip iki ülkedir. Firavunların, bu tüneller aracılığıyla yeraltında tanrılar veya üstün varlıklarla temas kurabildiği iddia edilir. Ergenekon'un merakla beklenen iddianamesinde örgütün 600 yıllık bir tarikat geleneğinden geldiği ve adının Agarta olduğu ifade edildi. Mısır tanrıları ve krallarının dev heykelleri ile doğudaki Buda heykellerinin, insan ırkına yardım etmek üzere yerüstüne çıkan bu üstün ırkı temsil ettiğine inanılır. İddialara göre, Hz. Nuh gerçekte bir Atlantisli idi ve Atlantis sulara gömülmeden önce kurtarılmaya değer bir grup insanı bu felaketten
Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yannis Ritsos / Kararmış Çömlek
Çok uzaktı geldiğimiz yol. Kardeşim, çok uzak. Ağırdı, çok ağırdı bileklerde kelepçeler. Akşamları sallayıp başını "vakit geçti" deyince küçük lamba dünyanın tarihini okuyorduk belirsiz isimlerde mapusane duvarlarına tırnakla kazınmış tarihlerde ölümü beklemiş insanların çocuksu çizgilerinde - bir yürek, bir yay, zamanı gerçekten yaran bir -----yelkenli - bizim bitireceğimiz tamamlanmamış dizelerde bitmeyelim diye bitirilmiş dizelerde. Çok uzaktı geldiğimiz yol - zorlu mu zorlu. Şimdi senindir bu yol. Avucunun içinde tutuyorsun bir dost elini tutup nasıl dinlersen yürek atışlarını kelepçelerin bıraktığı bu izin üstünde. Düzgün yürek atışı. Bir güvenli el. Bir güvenli yol. Yanıbaşında, bu sakat adam çıkarıp ayağını bir yana bırakıyor yatmadan önce - kof tahta bacak - doldurmalısın onu, çiçek dikmeden önce saksıyı nasıl -----dolduruyorsak toprakla geceler yıldızlarla nasıl dolarsa ağır-ağır nasıl düşünceyle sevgiyle dolarsa yoksulluk. Karar aldık, bir gün herkesin iki bacağı olacak bir neşeli köprüsü gözden göze yürekten yüreğe. Bu yüzden nerede durursan dur - güvertede çuvalların arasında sürgüne giderken transit istasyonunun hapishane parmaklıkları -----ardında "yarın" demeyen ölünün yanında acı, sakatlanmış yılların binlerce değneği arasında -
kendimi aralıyorum. yüzüm sensizlikle dolu içim sanki ölüler ormanı kalabalığın sesindeyim öfkeli, başkaldıran, uzayan bir çığlık bu. yaşadığım dönem kaçıp gidiyor gibi kardan üşüyen kuşlar tünüyor sesime koca bir fısıltı da kayboluyorum aniden kelime kalabalığım hercai ruh iklimim zamanın kaymasına uğruyor. hüznüm bulutlanıyor geniş geniş mekanlardayım soylu bir selam esiyor içime minik mülteci yüreğim sarsılıyor kelebeğin kanadıyla ıslanıyor kelimelerim ıslanıyor sensizliğim incittiklerim. incindiklerim. en tozlu cümlelerim şiir şiir yüreğim ruhum kalemine hükmederken hüznüm , hazanın anadili ne ? bilemedim. hep aralık düşlerim upuzun bir seyrediş bu
Şiir
J. R. R. Tolkien - Kralın Dönüşü - Özet
Özet: Yüzüklerin Efendisi - Kralın Dönüşü Pippin, Saruman'dan alınan ve Gandalf'ın üzerini örterek gizlediği Palantir'e merak ederek bakar ve Karanlıklar Efendisi Sauron'un kendisiyle konuştuğunu, kendisine bazı işaretler verdiğini farkeder. Ak Ağaç... Ak Ağaç, Gondor'un sembolüdür. İsildur öldükten sonra kurudu, soldu ve çiçek açamaz oldu. Sauron yüzüğün Minas Tirith'e gittiğini zannederek, büyük bir orduyu Minas Tirith'e göndermek için yola koyulur. Orklar, Troller, Güney'in İnsanları Haradrimler, Nazgûller ve Füller. Bu devasa orduya karşılık ne Gondor ne de Rohan'ın gücü yetebilirdi. Bu sebeple, Elrond henüz taçsız olan, İsildur'un varisi ve Gondor'un Kralı Aragorn'a ölüler yoluna gitmesini tavsiye etmiştir. Ölüler lanetli bir topluluktu, İsildur'a verdikleri sözü yerine getirmediği için hapsolmuşlardı. Gandalf, Pippin'i Gondor'a götürür, ağzını Aragorn konusunda sıkı tutması için de öğütler verir. Pippin, Gondor vekilharcı Denethor ile karşılaştığında oğlu Boromir ile ilgili soruları yanıtlamış ama Denethor bununla yetinmeyip, daha fazlasını öğrenmek için Pippin ile yalnız konuşmaya devam etmiştir. Denethor, Boromir'i çok sevmiş ve oğlunun Emyn Muil'de ölmesi sebebiyle çok üzüntülüydü. Üzerine Aragorn'un da geldiğini öğrenmesi kendisini yanlış kararlar almaya sevk ediyordu. Bu kararlardan ilki ise oğlu Faramir'i ölüme göndermesiydi. Faramir'i, Boromir'den her zaman daha çok seven Denethor, oğlunu Osgiliath'a Mordor ordularının içerisine göndermiştir ve Faramir yaralı olarak dönmüştür. Savaş artık Minas Tirith'e geldi, Sauron tüm gücüyle Minas Tirith'e saldırıyordu. Rohan ise destek olmak için uzun bir süredir yoldaydı ve savaşın başladığını öğrendiklerinde daha hızlı at sürmeye başladılar. Denethor, sarayda oğlu Faramir ve kendisi için bir ateş yaktı. Faramir'in öldüğünü zanneden
1000Kitap
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka?
Ne çıkar siz bizi anlamasanız da Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da. Hiçbir şey! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarında Yıkanmış, mayhoş ve taranmış duygularıyla Dönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşık Menekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklara Mor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kurur Her yandan güneşler kurur, sanki yaz günüyledir Bir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla Deriz ki, “şuram ağrıyor” bir de, “başım dönüyor”, “yanıyor avuçlarım” Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınma Bir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş, yaşıyorcasına Uzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlık Nedir mi ellerimiz-korkunçtur bir elin bir köşesinde insan olmalarıyla- Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğin Kıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerin Ve korkunç anlamsız gözlerinde ha dünya ha bir park bekçisinin Korkunçtur insan olmaları, bir ceset, suda bir şapka gibi sallanaraktan Bitmeyen bir selam gibi, hastayken, inceyken, yalnızlıklarda aranan Korkunçtur-bunu anlıyoruz-bir yüzün en çoğul beyazında Korkunctur insan olmaları güz ortalarında, eriyen türbe ışıklarında Ve korkunçtur eriyip kaybolmaların bir köşesinde insan olmalarıyla Korkunçtur korkunç! Diyerek: ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi Tüketen kim. Hani görmeden daha, sezmeden herşeyin bittiğini Ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla Çökerken üstümüze bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği