Ahmet Yesevi ve Emir Timur Ömür dediğimiz şey doğum ve ölüm arasındaki bir zaman dilimi; ne bir adım ileri ne de bir adım geri. mesut.çiftci-Ömür Lala demha diye seslendiğimde Semerkand ormanlarında bir tilki tam önümde durdu gayet temkinli bir adımla demha ok ver diyince iki sadak oku yavaş yavaş germeye başladım lale emirim dedi bu hayvanları insanlar çok incitti o yüzden size yaklaşırken ölçülü ve temkinli yaklaşır istikametlerini korumaya çalışırlar bak lala tilkide olsa sansar çakalda olsa can taşır ölçüsüz yapılan av katliam ve israftır dedim ve bizim Semerkand sarayında özel yetiştirdiğimiz Türkmen alabay cinsi köpekleri tilkinin peşine gönderdim o gün tilkiyi avlama başarısını gösterebilmiştik bu köpeklere özbek sarayında emir timur tarafından özel önem verilir özel yetiştirilirdi bu yüzden ismi emir timurun köpekleri diye anılırdı emirim kitapmı okuyorsunuz diye sordu lalam demha evet dedim Ahmet Yesevi öğretilerini okuyorum lalam ömür denilen şeyin boş ve geçici olduğunu insanın tüm zaman dilimini hayırlı bir amel peşinde koşarak geçirmesini ve giden zamanı geri alamayacağımızı söylüyor Yesevi hazretleri Emir Timurda hoca Ahmet yeseviyi okumaya başladığı günden beri avı terketmişti Yesevi hoca hikmetlerini yeşertebilmişti demekki ve Emir Timurun kazakistanda 1389 da inşa ettiği yesevi türbesi binlerce iman ağacı büyütüyordu
Duygu ve Düşünce
Şu mehir konusunu sevgi, saygı, sadakate bağlamayın ya. Fıkhen hükmü var, romantize etmeyin bunu da.
Evet,İsyan
Reklam
Asrın Kahini Kafka
Geçen yüzyılın tarihini okurken dahi hala burnumuza kanın o ağırlaşan, paslanmış demir kokusu gelir. Bazen insan, satırların önünde kesilmiş biçilmiş damarlar gibi uzandığını, cümlenin sonundaki noktanın aslında yere düşmüş bir asker miğferi olduğunu görür gibi olur. Öyle ya kolay mı iki dünya savaşını kendi içinde barındırmak? Cihan harplerinde doğrudan ve dolaylı olarak biz de öldük, biz de öldürdük. Bizim de topraklarımız, besleyip binbir ihtimamla büyüttüğü oğullarını bir bir uzak karalarda, aldığını geri vermeyen denizlerde yitirdi. Böylesine büyük bir izdihamın, sağımız ve solumuzda kol gezen ölüm meleklerinin olduğu bir zaman, asla yalnızca savaş veya tarihiyle oluşmaz. Felsefesi, düşüncesi ve hissiyatı ile de oluşur. Geçenlerde bir tabir okudum. Yazar geçtiğimiz asır için "kahini Kafka olan bir çağ" gibi zihinlere ilk işitildiğinde çakılan bir tabir kullanıyordu. Gerçekten de bu çağın kahini Dava'sı ile Şato’su ve Dönüşüm'ü ile Kafka’dır. Belki o dünya savaşlarını, ölümleri hesap etmedi. Ancak ondan çok daha sonrası, belki daha da önemlisini gördü. İnsanın böcekleşmesini, sistemin insanı yalnızca dolaştırmasını ve daha fazlasını... Kahini Kafka olan bir çağın çığırtkanı ise Albert Camus oldu. Devamlı insanların boş yere öldüğünü ve yaşamın değerli olduğunu bağırdı. Yazdı, söyledi ve insanlara dokundu. Böylece yalnızca tahmin etmek, öngörmek gibi masa başı bir iş yapmakla kalmadı, aktif olarak bir şeyler yapmaya da çalıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda babasını yitiren, yol gözleyenlerden biri olan bu çocuk uzaklarda bir yerlerde Sisifos'un hâlâ mutlu olabileceğini düşündü. Bundan dolayıdır ki başka evler barut kokmasın diye bağırdı, didindi ve çığırtkanlığını yaptı. Bir yerlerde Camus’ün bir rolü var ise bu çağ baştan ayağa absürt, baştan ayağa saçmadır. Kimin
Edebiyat
Bugün dünya da son gününüz olsa ne yapardınız
1000Kitap
Önce Hayaller Ölür Sonra İnsanlar.. -William Shakespeare-
Alıntı
Bir kadın vardı yıl 2019 Ben şiirleri kağıt mendillere yazardım yanında Ve kaybolurlardı bilirdim ki onda Ütüler geri verirdi en çok da Kendisine yazılmışların kokuları da olurdu sonra Şiiri en çok o sevdi, az kaldı o şiirlerden Az rakı tadı az roka… Ali İhsan Konuklu
Reklam
Reklam