Türkiye gibi resmi ideolojilerle yönetilen ülkelerde, dile ilişkin bir gerçeğin altının çizilmesinde devamlı fayda var: Dil, hem bireyin hem ulusun ruhudur. Bireysel ya da toplumsal ruh, dil temiz olduğu oranda temizdir.
"...konferansa katılan o binlerce insanın gözünde bu kez daha farklı bir ışıltı gördüm; coşkunun ve umudun ışıltısı. Salonda bir tarihi gerçeğe yeniden tanık oldum; insanın ruhundaki umut duygusunu yok etmek mümkün değil."
"...fanatik bir milliyetçilik, İslam kültürünün sürekliliğine sırt çevirme, hayali bir Türk fundamenti (Öztürkçülük / Urtürkentum), Avrupa'ya duyulan öfke ile karışık hayranlık ve onu kendi silahı ile vurmak için teknik anlamda Avrupalılaşma... Sonuç; had safhada (extrem) milliyetçilik, aynı zamanda tarihsel ve ulusal karakterin tahribatı..."
Diyarbakır, gönlü olan bir şehirdir; ruhunda şevkat ve fedakarlık, sabır ve dayanma gücü olan, tükenmez bir sese sahip insanların yaşadığı bir şehirdir.