İsyanım hiç eksilmedi, umutsuzluğum korkunç, umudum daha da büyük, beni asla susturamayacaksınız, bırak beni zavallı cellat, kimseye ihtiyacım yok, bazen yaşayanlardan haber alabilmek için ölülerin yanına gitmek gerekir, haberlerimi alacaksınız siz ölüm döşeğindekiler, bakalım unutulur muymuşum?
Kalbimi vatana, doğruluk ve dürüstlüğümü erkeklere miras bırakıyorum, buna ihtiyaçları var. Ruhumu kadınlara, menfaat peşinde koşmamamı aşırı hırslı olanlara, felsefemi baskı görenlere, dinimi ateistlere, içten neşemiyse can sıkanlara bırakıyorum.
Doğa kadınlara, insanları dünyaya getirme 'gücünü' vermiş; erkekler bu 'gücü' kontrol altında tuttuklarını ve onları hâkimiyet altına almak için teröre ihtiyaç duyduklarını düşünüyorlar.
Elveda oğlum, yarın başım kesilecek, böylelikle tüm düşünce tarihi boyunca var olan ve ruhu bedenden, aklı tenden ayıran o eski, emektar geleneği sürdürmüş olacaklar. Başımı keserek ayrık otunu ayıklamış olacaklarını, beni susturacaklarını sanıyorlar, ama iş işten geçti. Düşüncemin gücü, adaletsizlik yüzyıllarına kök salmasından kaynaklanıyor, artık kimse onu bu topraktan sökemez.
Bütün dünya taşlaşmış, hantal, yaralayıcı, havaya sıçrarken donup kalmış gibi geliyor bana, bu dünyanın karşısında taş kesiliyorum. Ve Mahkeme kılığına girmiş şu edepsiz kalabalık, kasaplık, insanın içini kemiren korku.