Ve aslına bakarsanız… “Milli Mücadele” denilen kavram, duygusuz, ruhsuz, hamasi nutuklardan, dan dun’dan ibaret değildir. Çılgın erkeklerin ve çılgın kadınların, yazılmayan romanların, çekilmeyen filmlerin, vatan uğruna yarım kalan aşkların destanıdır.
Garplılaşmak, aynı zamanda Araplaşmaktan kurtulmak, Türkleşmek demekti. Din, bir vicdan işidir. Müslümanlık, Türklük şuurunda, milliyet mayasıdır. Ama vicdan işi olan din başka, topluluk ve dünya işlerini yedinci asır şartları içinde tutmak ve dondurmak isteyen şeriat başkadır. Atatürk devrimlerine vurulmak istenen din düşmanlığı damgası, medeniyet düşmanlarının iftirasıdır.
Batı medeniyet dünyasında İtalyan nasıl İtalyansa, Alman nasıl Almansa, Türk de öyle Türk olacaktı. İslam Şarkı’nda Arap Arap, Fars Fars, hatta Arnavut Arnavut, fakat Türk Türk değildi.
Büyük Millet Meclisi’nden Medeni Kanun’u geçirmek ve Anayasa’yı, devletin dini İslam’dır, maddesini çıkararak laisizm prensiplerine göre tasfiye etmek, devrim davamızın taç giyme törenidir.