Tutkularımızın bizi en çok yoldan çıkardığı anlarda her şeyi tüm açıklığıyla görebildiğimize ilişkin yargılarımıza bütünüyle inanıyor oluşumuz insan doğasının en büyük çelişkilerinden biriydi.
Bu giderek yayılan büyük adaletsizlik açgözlülüğün ve açgözlülerin gücünden kaynaklanıyor. Bu aşağılık, yok edici sınıfın, toplumun en temel şekillendiricisi medya üzerinde neredeyse mutlak bir hakimiyeti var. İletişim kanalları (bağımsız kanallar belki de değişimin elçisi olacaklar) doymak bilmez açgözlülükleriyle hareket eden devasa şirketlerin ve milyarderlerin kontrolünde. İşte bu umutsuz koşullar bizi kaçınılmaz biçimde kararımızı verip derhal uygulamaya geçmeye zorluyor.