Ömer Faruk Karabağ

Sigmund Freud
Sigmund Freud yaptığımız her işin iki güdüden kaynaklandığını söylüyor: Seks güdüsü ve büyük bir insan olma tutkusu. Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Psikoloji
Reklam
Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur, onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır. -Marcus Aurelius
Hayat ya cesurca bir maceradır, ya da hiç bir şey değildir. -Helen KELLER
Her Durumda Yapabileceğinin En İyisini Yap
Acısını aşmak isteyen bir adam, kendisine yardım etmesi için Budist tapınağındaki bir Ustaya gider. Adam, Ustaya sorar: “Usta, eğer günde dört saat meditasyon yaparsam, yüksek bilince ulaşmam ne kadar sürer?” Usta adama bakar ve yanıt verir: “Eğer günde dört saat meditasyon yaparsan, belki on yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.” Bundan daha iyi yapabileceğini düşünen adam yine sorar: “Oh, usta peki günde sekiz saat meditasyon yaparsam yüksek bilince ulaşmam ne kadar zaman alır?” Usta adama bakar ve yanıt verir: “Eğer günde sekiz saat meditasyon yaparsan, belki yirmi yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.” Adam şaşırır ve sorar: “Ama daha çok meditasyon yaptığımda, neden daha uzun zaman alır?” Usta tebessüm eder “Sen bu dünyaya hazzı ve yaşamı feda etmek için gelmedin. Yaşamak, mutlu olmak ve sevmek için buradasın. Eğer iki saatlik bir meditasyonda yapabileceğinin en iyisini yapabildiğin halde, sekiz saat meditasyon yapmaya kalkarsan yorgun düşersin, amacından saparsın ve yaşamdan haz alamazsın. Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın. #k:420211
söz saf büyüdür.
Zeki ve iyi yürekli bir kadın tanıyorum. Kadının çok sevdiği bir kızı vardı. Bir gün kadın işten eve yorgun argın geldi. Kötü bir gün geçirmişti. Kendisini gergin hissediyordu ve baş ağrısı çekiyordu. İstediği tek şey sessiz, sakin bir ortamda biraz olsun dinlenebilmekti. Ama küçük kızı mutlu bir şekilde şarkı söylüyor, hoplayıp zıplıyordu. Küçük kız annesinin ruh halinden habersiz, kendi dünyasında, kendi rüyasında mutlu ve enerjikti. Kendisini çok iyi hissediyor, neşeyle avazı çıktığı kadar bağırarak şarkı söylüyor ve koltukların üzerinde hoplayıp duruyordu. Küçük kızın gittikçe yükselen tonda söylediği şarkı ve hareketliliği annesinin baş ağrısını iyice artırmıştı. Bir an geldi ve anne kontrolünü kaybetti. Kızgınlıkla, küçük güzel kızına bağırdı. “Kes sesini! O çirkin sesini kes. Sus ve otur!” Gerçekte, annesinin o anda herhangi bir sese karşı toleransı sıfırdı. Gerçek, küçük kızın sesinin çirkin olması değildi. Ama küçük kız annesinin sözüne inandı. Ve o anda kendisiyle bir anlaşma yaptı. Küçük kız o andan itibaren bir daha şarkı söylemedi. Çünkü sesinin çirkin olduğuna inanmıştı. Sesiyle insanlara rahatsızlık vermemeliydi. #k:420211